Ozan Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ozan Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ekim 31, 2009

Yemin Bozmak

İlkokul okumuş herkesin başından geçen bir olaydan bahsedeceğim, ant okumak. Evet, ‘Andımız’ yani yeminimiz. Sınıflarda duvara asılan Atatürk ve Gençliğe Hitabe posterlerinden üçüncüsü. Eski Milli Eğitim Bakanı olan Dr. Reşit Galip’in 23 Nisan’da kızlarına yaptığı bir konuşmanın düzenlenmiş hali. Daha sonra da 1933 yılında okullara girmiştir’*.
‘Metnin’** bazı kısımlarını hatırlatmam gerekirse –ki gereği yoktur eminim- “Türküm!”. Etnik kökeni bu kadar karışık bir ülkede –ki çoğumuz halen tam olarak hangi kökenlerden geldiğimizi bile tam kestiremezken- saat sekiz altı yaşında bir çocuk bağırıyor “TÜRKÜM”, diğerleri tekrarlıyor. Nazi filmlerini andıran bir ciddiyet mevcut. Çocuklar öğretmenlerin gözüne girebilmek adına son ses bağırıyor ve öğretmenlerinden de bu durumdan dolayı göğüsleri kabarıyor. Sesi kısılma noktasına gelen çocuklardan bazıları Kürt, Çerkez, Laz, Ermeni, Yahudi, Süryani. İşin kötü tarafı, o öğretmenlerin durumunun da farklı olmaması. Etnik çatı nasıl konulur görsünler işte. “Soykırımı tanımlama ölçütlerinin 2. maddesi: Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek. 5. madde: Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek.”*** Derken, “İlkem, yurdumu milletimi özümden çok sevmektir”… Hemen ardından, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun”. Kısacası, eğer sen yirmi yaşında zorla askere alınıp sebebi ve sonucu bilinmeyen bir savaş uğruna şehit düşersen üzülme, çünkü sen o yurdu kendinden bile çok seviyorsun! İnsan sevdiğini sorgulayamaz. Şimdi, gelen o teröristler alkışlarla karşılaşınca, uğruna ölünen devlet, o katilleri serbest bırakınca yeni yeni düşünmeye başladılar bu gençler neden peki öldü diye. Altı yaşında buna yemin etmişlerdi bile o gençler.
Toparlamam gerekirse, bu yazı madem önemli, ders konusu yapılsın, müfredata konsun. Atatürkçü söylemler dışında trajikomik bir yazı. Dr. Reşit Galip’in kötü niyetli olmadığına eminim fakat ben onun kızlarıyla özeline girmek istemem, ne konuştularsa keşke aralarında kalsaydı.


Kaynaklar :

* http://www.egitimhane.com/forum/index.php?topic=2298
** http://ttkb.meb.gov.tr/secmeler/andimiz.htm
*** http://tr.wikipedia.org/wiki/Soyk%C4%B1r%C4%B1m


Ozan KORKMAZ

> Grup 4 <

Cuma, Ekim 23, 2009

MEDICI AİLESİ

Medici ailesi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla bir şehir devleti haline gelen Floransa’nın güçlü ailelerinden biridir. Önemli sanatçıları bünyelerine alıp destekleyerek sanata büyük katkı sağlamış ve sanatçıların bireyselleşmesinde önemli rol oynamışlardır.

Sanatçılara çalışmak için gerekli ortamı sağlayan Medici ailesinin aynı zamanda bu büyük sanatçılardan (Galileo, Michelangelo) belirli beklentileri vardı. Medici ailesi destek vereceği kişilerden öncelikle bağlılık, güven ve sadakat beklerdi. Bu beklentileri zaten izlediğimiz filmin giriş kısmında bulunmaktadır. Yaptıkları yatırımların geri dönüşü olacağından emin olmalıydılar. Örneğin filmin başında yatırım yaptıkları korsanın, papa olmasından sonra Medici ailesini desteklemesi ve düşmanlarını etkisiz hale getirmesi gibi. Ortaya çıkan sanat eserlerinin Floransa şehrini süslemesiyle Medici ailesinin prestiji artmıştır. Özellikle, güçlenmekte olan Medici ailesi Duomo Kilisesi’nin kubbesinin tamamlanmasıyla bütün Floransa’ya kendini ispat etmiş ve rakiplerinin önüne geçmiştir. Filmde, şehirdeki sanat eserlerinin kendisini ölümsüz kılacağına dair Cosimo de’Medici’nin bir açıklaması dahi var.

Bu durumun günümüzde ki örneklerini düşündüğümüzde, bireyselliklerini kazanmış olan sanatçıların duruma daha ekonomik baktıklarını görüyoruz. Yeni adıyla sponsorluğa, prestijle beraber reklama dayalı olan bu yatırım çılgınlığına örnek olarak, Akbank 19. Caz festivali, Rock’N Coke, Film Ekimi afişlerindeki logo yığınından *, Teknik adam Daum’un bütün giysilerinde GAZİ peynirlerinin logosu olmasına kadar daha bir çok örnek verebilirim. Amaçlara baktığımız zaman ise marka imajını yükseltmek ortak hedef, bunu yanında firmaların ve ailelerin reklam yapma ve rakiplerin önüne geçme yarışı. Bu amaçlar ise neredeyse Medici ailesiyle aynı, Medici ailesinin iktidar ve söz sahibi olma arzusuyla benzerlik taşıyan diğer bir örnek ise, Doğan grubunun genel seçim öncesi AKP’ye yayın araçlarıyla verdiği desteği* veya Cem Uzan’ın yine benzer propagandalarla*** seçimi etkilemesi olacaktır.

*http://farm1.static.flickr.com/96/260541265_d67f364046_o.jpg
**http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2005/09/30/hurriyetim.asp
**http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/12/520485.asp
***http://www.gencturkgucu.org/cemuzaneserler.jpg


Ozan KORKMAZ

>Grup 4<

Pazar, Ekim 11, 2009

GERÇEK

Hakikat ve gerçek kelimeleri birbirini tamamlayan olgular olup, anlam olarak ta oldukça yakındır. Fakat “ Hakikat tektir yani unique’tir*” , gerçek ise göreceli olduğundan değişken ve çoğuldur. Gerçekler bireysel ve yoruma açık olabilir ancak hakikatte bu söz konusu olamaz. “Gerçeğin yaptırım gücü vardır, hakikat ise sadece doğrulukla alakadır.**”. Gerçekler çıkar ve güç elde etmek amacıyla çarptırılabilir. Gülün adı filmindeki rahiplerin baskı ve otorite kurmak amacıyla suçsuz insanları cinayetten yargılaması bu çarptırmaya güzel bir örnektir. Suçlanan insanların gerçekleriyle mahkemenin gerçekleri farklıdır. Filmin son kısımlarında çözebildiğimiz asıl katil ise hakikattir. 
  
Gülün adı filmindeki öğrenme metotları tamamen bilime, gözleme ve araştırmaya dayalıydı. Onlara verilen bilgilere kör bir şekilde inanmadılar. Olayları irdelediklerinde farklı sonuçlar elde eden Baskerwille’li William ve Dom Adso, filmin ilk bölümlerinde şeytanın öldürdüğüne inanılan gencin aslında intahar ettiğini bu metotlar sayesinde açıklığa kavuşturdular. Genç çömez uygulamalı eğitimden bir hayli etkilenmiş filmin başı onun seneler sonraki anlatımıyla başlıyor. Araştırmaya ve gözleme dayanan eğitimin ne kadar akılda kalıcı bu sayede anlayabiliyoruz. 

İnanç ve ibadet konusuna gelecek olursak, ibadet şekilleri her ne kadar farklılık gösterse de inançların birbirine benziyor olması özellikle tek tanrılı dinlerde gözlemleyebileceğimiz bir durum. Aynı dinin değişik mezheplerinde bile ibadet şekilleri oldukça çeşitlilik sağlamaktadır. Önemli olan nokta inançtan yoksun bir ibadetin faydasızlığıdır. Gülün Adı filminde ise fransisken mezhebinin çeşitli ibadetlerini gözlemleyebiliyoruz. Örneğin bir fransisken liderinin Meryem Ana heykeli önünde yüzükoyun yatması gibi. 

Ozan Korkmaz

> Grup 4 <