<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309</id><updated>2012-02-17T04:17:32.651+02:00</updated><category term='Burcu HALAÇOĞLU YEŞİL'/><category term='Murat SEZGİ'/><category term='Emrah Kara'/><category term='Emel PİLAVCI'/><category term='NURSEL DOĞAN'/><category term='Evrim GEZDİREN'/><category term='Didem KAPLAN'/><category term='Eren ARIKAN'/><category term='Hilal Dikmen'/><category term='Suzin AKALAN'/><category term='Irmak WÖBER'/><category term='Narod Demirtaş'/><category term='Ozan Korkmaz'/><category term='Devr-i Alem'/><category term='Sibel AKSU'/><category term='AYSİMA DÖŞEREL'/><category term='Buyçe YEŞİLBAŞ'/><category term='Hale BAYRAK'/><category term='Eyüp Emre UÇARAY'/><category term='Ledün KIZILIRMAK'/><category term='Umut Aktaş'/><category term='Leonardo da Vinci'/><category term='Müge ZÜMRÜTBEL'/><category term='Tuğberk BÖRÜ'/><category term='Anıl Akif Bölükbaş'/><category term='ali kutlu suytar'/><category term='Kalliopi Lemos'/><category term='M. Aysima DÖŞEREL'/><category term='Işıl ARIN'/><category term='A.Kutlu SUYTAR'/><category term='Buket Gonca GÜL'/><category term='Merve Dumlupınar ASLAN'/><category term='Janset GENEL'/><category term='HANDE Y. AĞDAŞ'/><category term='Asiye ARIOĞLU'/><title type='text'>Arts and Culture</title><subtitle type='html'>Kültür ve sanat alanında yazılar, tartışmalar, araştırmalar ve gözlemler...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>51</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3247643709172386204</id><published>2010-05-13T07:44:00.001+03:00</published><updated>2010-05-13T07:45:59.171+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buket Gonca GÜL'/><title type='text'>KURUMSAL PROJE</title><content type='html'>&lt;br /&gt;   “Ülker” markasının yaratıcısı, şirketin kurucu ve onursal başkanı Sabri Ülker; “Çocukları mutlu edecek ürünler ürettim, sizler de kaliteli ve yeni ürünlerle onları sevindirmeye devam edin, aynı zamanda onları mutlu edecek projeler üretin.” diyerek sesleniyormuş kuruma her yeni gelen çalışanına. 6 Mayıs 2010 günü İstanbul Bilgi Üniversitesi çatısı altında gerçekleşen “Perşembe Konuşmaları”nın konuğu Yıldız Holding Genel Müdürü Zuhal Şeker’di. Zuhal Hanım konuşmasında Ülker’in sürdürülebilir projelerinden çeşitli örnekler vererek şirketlerin bu tarz projelerde nasıl bir politika izlediklerini, kurumsal kimliklerinin bu projelerle neler kazanacağını ve de hedeflerini konuşma takipçileri ile paylaşmaya çalıştı. Özellikle son yıllarda bir çok şirketin de yaptığı gibi kültür-sanat ve spor alanında yaptıkları projelerle Türkiye’nin dört bir yanında çocukları çeşitli etkinliklerde markayla bir araya getirip aynı zamanda markanın o bölgedeki satış rakamlarını da değiştirmişler. Bu alanda özellikle araştırma yapmanın önemini vurguluyorlar. Yaygınlığın en önemli kıymetleri olduğunu defalarca dile getiriyor Zuhal Şeker. Neden çocukları hedef aldıklarını ise “Çocuk; gelecek demek.” sözleriyle açıklıyor. Özellikle Ülker Çocuk Sinema Şenliği ile bu yıl 17-18 Nisan tarihlerinde binlerce çocuk kurum tarafından seçilen bir filmi ücretsiz izleme  fırsatı bulmuş. Kendilerince en sevindirici olay ise Anadolu’da sinemaya gitme oranının artması. Proje genel olarak çocukları kültür,sanat ve sporla bir araya getirme açısından takdiri hak ediyor. Fakat proje tam anlamıyla bir sosyal sorumluluk projesi olmamasıyla insanı tam anlamıyla projeye karşı övgüden alıkoyuyor. Çünkü bu tam bir kurumsal proje, yani karşılık beklenerek yapılan bir iş. Her ne kadar etkinlikler ücretsiz olsa da etkinlik sonrası dağıtılan markaya ait ürünlerle çocukları kendi markalarına bağlayarak yeni bir satış rakamı yakalama çabası içerisindeler. Zaten yaptıkları projeden çok arkasındaki stratejiden ne kadar gurur duydukları Zuhal Şeker’in hem konuşmalarından hem de işi anlatışından beli oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinlik: Peşembe Konuşmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu: Sürdürülebilir Projelere Şirketlerin Bakış Açısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmacı: Zuhal Şeker- Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mekan: İstanbul Bilgi Üniversitesi&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="right"&gt;                                                                                                              &lt;strong&gt;Buket Gonca GÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3247643709172386204?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3247643709172386204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/05/kurumsal-proje.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3247643709172386204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3247643709172386204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/05/kurumsal-proje.html' title='KURUMSAL PROJE'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-7134869847609776235</id><published>2010-05-13T07:33:00.000+03:00</published><updated>2010-05-13T07:36:41.060+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Asiye ARIOĞLU'/><title type='text'>ÜLKER’LE ÇOCUK OLMAK</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;         “Ağaç yaş iken eğilir” atasözü tam da bu konu için söylenebilecek bir atasözü olabilir. Çünkü Ülker markası için de en önce çocuklar geliyor daha sonra Türkiye’nin her yerinde olmak. Biraz Ülker markasının neler yaptığından bahsedeyim.&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;        Bir marka için sosyal sorumluluk projelerinde yer almak olmazsa olmaz bence. Hele ki Ülker gibi kendini kanıtlamış, ürünleri milyonlar satan bir marka kesinlikle bu şekilde olmalı ve böyle  de olmuş zaten. Ülker çocukları ön plana aldığı için çocuk alanında sosyal sorumluluk projeleri hazırlamış. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yapılan “ Perşembe Konuşmaları”nda Ülker’in Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker projelere başlamadan önce neler yaptıkları üzerinde durdu, bir projenin hazırlanmasında nelere dikkat edildiğini anlattı. En  önce “araştırma” yapılırmış. Mesela çocuklar için sinema şenlikleri düzenleniyormuş. Bu projeye başlamadan önce dünyada sinemaya gitme oranlarına bakılıyormuş. Bu durum olmazsa olmaz. Çünkü proje hazırlamak ciddi bir mesele, projenin yarı yolda kalmaması için Ülker markasının da dünya üzerinden bir araştırma yapması önemli bu yönde. Sloganı ne kadar da “ Türkiye’nin Her Yerinde Olmak ” olsa bile, projeye başlarken Avrupa alanında bir araştırma yapması gerçekten hoş. Bu sayede rakiplerinin neler yaptığını görmüş olur. Çok sistemli bir ulaşım organizasyonuna sahipler. İnternetten, gazeteden, televizyondan her yerden ulaşıyorlar özellikle de çocuklara. Bence bu projenin çocuk odaklı olması takdire şayan.  Çünkü hem kulağa sevimli geliyor ve göze hitap ediyor, hem de çocukların küçük yaşta sinema ya aşina olması sosyalleşmeleri bakımından çok yerinde bir seçim. En başta kullandığım atasözü bu cümle ile daha da anlam kazanıyor. Araştırmalarının sonucunda birçok ilde ilk defa sinemaya giden çocuklar olduğunu söyledi Zuhal Şeker. Bu nedenle iyi ve yerinde bir proje içinde bulunduklarını düşünüyorum. Bir de şöyle bir durum söz konusu: Ülker sinema salonu olmayan illere “ gezici sinema ” adı altında sinema salonu götürüyor. Yani her şekilde müşterilerini düşünüyor. &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;      “ Neden çocuklar?”  sorusuna “gelecek nesillerin gelişimine katkıda bulunuyoruz” diye cevap veriyor ama bence hala hayal kurabildiği için ve hala çocuk ruhunu yaşatabildiği için. Çünkü hayal kurabilen insan hala biraz çocuk kalabilen insandır. &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;Asiye ARIOĞLU&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-7134869847609776235?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/7134869847609776235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/05/ulkerle-cocuk-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7134869847609776235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7134869847609776235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/05/ulkerle-cocuk-olmak.html' title='ÜLKER’LE ÇOCUK OLMAK'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-2525531157567149505</id><published>2010-04-21T19:47:00.001+03:00</published><updated>2010-04-21T19:50:46.994+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NURSEL DOĞAN'/><title type='text'>KARL  MARX’IN  MANİFESTOSUNUN  GÜNÜMÜZE YANSIMASI</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Kral Marx’ın Alman sosyal bilimci Friedrich Engels’le birlikte yazdığı ve 1848 de tamamladığı ‘’Komünist Menifesto’’  ‘’kapitalizim, kendini yok etmeye yol açacak içsel dinamikler  yaratacaktır tıpkı feodalizm gibi…’’ cümlelerle başlar.   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; Yirmi birinci yüzyılın ekonomik  gidişatı  Marx’ın haklılığını ispatlıyor. Dünya da ki  ekonomik  krizin nedenlerini anlamaya çalışan  kapitalist iktisatçılar Marx’ı okumaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bir zamanlar 90’lardan sonra  Beyazıt Meydanı’nda  üç dört milyona satılan sosyalist yayınlar  tekrar  kitapçıların raflarında en baş köşede yerlerini aldılar, bu kitapları okuyan okuyuculara dudak bükerek bakanlar  bu gün o kitaplardan örnekler vererek konuşuyorlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;   Bu durum bir dönem Nazım Hikmet’i ülke haini olmakla suçlayan politikacıların,günümüzde  Nazım’ın şiirlerine can simidi gibi sarılmalarına benziyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;  Yaklaşık bir ay  önce  Pera Müzesin’ de seyrettiğim,  Philippa Diaz ‘nın yönettiği ‘’Yoksulluğun Sonu mu? ‘’adlı belgesel film  Afrika’dan Latin Amerika’ya yoksul mahallelerde çekilen film,  yoksulluğun gerçek nedenlerini gözler önüne seriyordu. Kapitalizmin ayakta kalmak için insanları doğal kaynaklardan ve topraklarında nasıl  uzaklaştırıp  yoksullaştırdığını  gösteriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;   Belgeselde dünya çapında aldıkları kararlarla önemli yer teşkil eden kişilerle röportaj yapılmıştı.  Bu kişiler yoksunluğun ve borçlandırmanın nasıl bilinçli olarak planlandığını anlatıyorlardı. Hatta konuşmacılardan biri Marx’ın ‘’Dünyanın bütün işçileri birleşin’’sözünü onaylarcasına Brezilya’da  halkın  sokaklara dökülerek sularının  özelleştirlmesine karşı, nasıl bir mücadele verdiklerini ya da  Brazilya başkanın Lula Silva’nın toprak reformunu  başlatma hikayesini anlatıyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Yoksulluğun kader  olmadığını  istenirse değişebileceğini  sömürenlerin ağzından duymak Marx’ı bir kez daha haklı çıkartıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;"&gt;NURSEL DOĞAN &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana; font-size: 78%;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;    &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-2525531157567149505?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/2525531157567149505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/karl-marxin-manifestosunun-gunumuze.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2525531157567149505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2525531157567149505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/karl-marxin-manifestosunun-gunumuze.html' title='KARL  MARX’IN  MANİFESTOSUNUN  GÜNÜMÜZE YANSIMASI'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1894247508385152073</id><published>2010-04-06T11:18:00.002+03:00</published><updated>2010-04-08T04:27:39.099+03:00</updated><title type='text'>SEVGİLİYE  MEKTUP</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;      Sevgilim, bana kendini anlat diye yazmışsın. Sen de bilirsin ki insanın kendinden bahsetmesi zor,  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;hatta  zanaatkarlık ister  ama yine de senin için deneyeceğim. Öncelikle insanı tanımlayan, kimliğini &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;oluşturan  ismim den ve  yüzümden başlamak istiyorum. Yüzüm  yuvarlak, yüz hatlarım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; serttir. Bazen ben bile korkarım yüzümdeki sertlikten, ten rengim tıpkı buğday tanesinin rengi gibidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;        Yalnızlığımı, sevincimi, hüznümü ele veren gözlerim, yeşille mavi arası bir renk. Şehirliler bu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;renge çakır göz derler, benimde de gözlerimden dolayı annemler ve köydekiler bana Çaxe diyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Kimse  Nursel’i bilmez. Ben ilkokulu bitirdiğimde babam ortaokula yazdırmak için nüfus cüzdanımı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;çıkardığında memura adımı Çaxe diye yazdırmak  istemiş  memur  yazmamış Çaxe diye isim olmaz &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt; (o zaman Kürtçe isim yazmak yasakmış ) gel senin kızına  Nursel  adını verelim demiş. Babam  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;ben  Nursel  Mursel bilmem demiş, benim kızımın adı Çaxe. Bu bendeki çift isim olayı bazen hoş &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;süprüzlerede  neden oluyor, hatta bir gün beni bir  arkadaşım aramış Nursel ile görüşebiliryim diye, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;bizimkiler   Nursel diye biri yok  yanlış numara demişler. Unutmuşlar kimlikteki adımı, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;benim bile ismimi algılamam zaman  aldı, ortaokula yazıldığım dönem okulun ilk dönemlerinde &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;hocalarım  Nursel dediğinde hemen tepki veremezdim. Bazen fırça yerdim hocalardan, niye cevap &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;vermiyorsun diye.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;           Sevgilim sakın  gözlerimin gökyüzü mavisi gibi parlak ve aydınlık baktığını düşünme, onlarda &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;ismimdeki  ikilik gibi hayata hep ikircikli ve ürkekçe bakıyorlar.  Dudakalrım dolgun ve kırmızı ama &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;annesinin memesinden kesilmiş çocuk gibi somurtkandırlar. Burnum ince ve kemikli, bence burnumda &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;ki kemik yüzümdeki sert ifadeyi tamamlıyor.  Sevgilim en sevdiğim yanım  küçücük kulaklarım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;kulaklarımla şarkıcı Mercedez Sosa’nın buğulu sesini duyduğumda  içimdeki çığlığı duyar gibi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;oluyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;           Canım sevgilim bana saçlarından bahset diye yazmışsın, saçlarım eskiden uzun ve lüle &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;lüleyd.  Ben küçükken annemin kucağına oturur annem onları tek tek örerdi ve annemle birlikte &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;saçlarımın ucuna papatya çiçeklerini takardık, sonra bu çiçeklere sevdiklerimizin isimlerini &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;verirdik, saçlarım artık lüle lüle değiller ve uçlarında papatya çiçekleri de yok. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;          &lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NURSEL DOĞAN &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:78%;" &gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1894247508385152073?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1894247508385152073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/sevgiliye-mektup.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1894247508385152073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1894247508385152073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/sevgiliye-mektup.html' title='SEVGİLİYE  MEKTUP'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-7331606163102605243</id><published>2010-04-06T11:16:00.001+03:00</published><updated>2010-04-06T11:18:32.696+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evrim GEZDİREN'/><title type='text'>İstanbul, seyyar satıcılıar- çocuklar, oyunlar.</title><content type='html'> &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Benim en çok sevdiğim kimselerdi onlar çocukluğumda,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;daha sokağın başında görür görmez&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;para versin diye,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;pencereye koşup başlardım anneme ağlamaya.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Benim hatırladıklarım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Mısırcı, simitçi, kumaşçı, sütçü, kalaycı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;macuncu, şekerci, baloncu ve salıncakçı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;En çok dönen salıncağı severdik biz,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;sıramızı savdıktan sonra&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;ağzımız kulaklarımızda,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;öte mahalleye giden salıncakçının peşinden koşar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;başka çocukları seyrederdik dönerlerken.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Misket oynamaktan sıkıldığımızda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;çamurdan köfteler yapıp seyyarcılık oynardık arkadaşlarla&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;ve kafamızdan aşağıya su dökülene kadar devam ederdik bağırmaya.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;İstanbul'un seyyar satıcıları,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;hatırlarımın en güler yüzlü fotoğrafları onlar,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;çocuklara balon, kadınlara kumaş, çarşaf, yorgan satarlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;İsim isim sayardık hepsini, hiç değişmezlerdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Tek katlı evlerin yerini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;tek düze binalar almaya başladı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;sokakta oynayan çocuklar kayboldu,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;oyunlar unutuldu, misketler akvaryumlara düştü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Seyyar satıcılar, büyük caddelere taşındı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;belediyeden kiraladıkları zemine zincirli arabalarıyla&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;dükkancılık oynamaya başladılar zamanla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Şimdi karşılaştığım hiç bir satıcı gülümsemiyor,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;çoğu zaman merhabaya bile karşılık vermiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Hala mahalle mahalle gezenleri vardır elbette&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;ama yok denecek kadar az sayıları.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;En çok maç günleri stadyum civarında köfte, bayrak satanlar,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;kahve kahve gezen simitçiler, ciğerciler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Hala mahalle kalmış semtlerde gezinen zerzevatçılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;İstanbul'un seyyar satıcıları,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;varlıklarıyla bu şehrin fotoğrafından uzun yıllar göz kırptılar bize,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;zamanla teker teker kaybolmaya devam edecekler,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;büyük caddelerde, belediyeden izinli,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;zincirli arabalarının başında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;dükkancılık oynamaya devam edecekler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;"&gt;Evrim GEZDİREN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:78%;" &gt;&gt; Grup 2 &lt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-7331606163102605243?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/7331606163102605243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/istanbul-seyyar-satclar-cocuklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7331606163102605243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7331606163102605243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/istanbul-seyyar-satclar-cocuklar.html' title='İstanbul, seyyar satıcılıar- çocuklar, oyunlar.'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8860188570338296607</id><published>2010-04-06T11:14:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T11:16:14.328+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buyçe YEŞİLBAŞ'/><title type='text'>Lokomotif ve bir sanat eseri arasındaki bağlantı</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Demokratik fikirler, özgür düşünceler ortaya atılırken, sosyal adaletten söz edilirken, reformlar yaşanırken ve bunlar sayesinde Avrupa kültürü değişime uğrarken, başka bir güç sessizce etkisini göstermeye başladı. Makineleşmeye geçiş önce iş hayatında olan insanları ilgilendirmiş, işlerini kolaylaştırmış gibi görünse de kısa zamanda bütün dünyayı etkisi altına alacak kadar büyük bir potansiyele sahipti yaratılan şey. Buharla çalışan lokomotifin icadı 1830lara denk geldi ve bu icatla bireylerin hayat tarzı ve düşünceleri değişime uğradı. Buharla çalışan, raylar üzerinde hareket eden bu makine, bir yerden bir yere ulaşımı sağlamanın ötesinde birçok şeye etki etti. Yeni ve alışkın olunmayan bir seyahat aracı olduğundan çok kazalar yaşanmış, bu kazalardan biri de Paris - Versay hattında olmuş ve büyük can kaybı olmuş. Lokomotif kullanılmaya başlanmasından sonra uzun yolculuk yapan kişilerin konaklaması için hanlar kurulmuş, yolcuların dinlenmeleri, yemek yemeleri ve türlü ihtiyaçlarını giderebilmeleri için her türlü imkana sahip mekanlar açılmış. Demiryolları için de çalışmalar yapılmaya başlanarak sinyal sistemleri kurulmuş, istasyon şefi, işaretçi, hat denetleyicisi, frenci, kondüktör, olası yangınları söndürmek üzere görevlendirilmiş itfaiye olarak iş görecek insanlar hizmete alınmış. Lamartine, bu rahat seyahatte karşılıklı oturan, birlikte uzun yol giden kişiler arasında yapılan konuşmalara, bilgi alışverişine, sosyalleşmeye dikkat çekmiş, hatta bu yolla uluslararası barışın doğabileceğine ihtimal vermiştir. 1840'larda bu icat, birçok sorun ve masrafı da beraberinde getirdi. Çok sayıda hat projesi yapıldı, çoğu hayata geçirildi, davalarla uğraşıldı, birçok şehir tahrip edildi, kasabalar çevrelerinden ya da içlerinden geçen trenlerden rahatsızlık duydu, kömür ve demir ticareti patladı... Lokomotifin icadı takdir edilen, beğeni toplayan bir yenilik oldu. Endüstri devrinin ürünleri arasında trenden ve tren kültüründen esinlenilerek yazılan tasvirler, şiirler gösterilebilir. Tren düdüğünün sesi, işaretçi, yakınını bekleyen insanlar, bekçi fenerleri bu öğelere örnek gösterilebilir. Tren aynı zamanda günümüz edebiyatının varoluşunun bir parçası. 19. yy. boyunca örneklerini görmek mümkün. Zola'nın 'Human Beast', Hardy'nin 'The Journeying Boy' örneğin. Frith'in 'The Railway Station' adlı eseri de o dönem ruhunu taşır. Demiryollarının yapımı mimari sanatını da doğrudan etkilemiştir. Tren geçişine uygun yollar bulmak, o yola uygun, düzgün şekilde binalar inşa etmek, mimari sanatının değişimlere uğramasını kaçınılmaz kılmıştır. Bir kültür ürünü olarak trende kullanılmak için icat edilen 'bilet' de o dönemde ortaya çıkmış, 1838'lerde kullanımı son derece yaygınlaşmış, adeta dünyada patlama yaratmıştır. Günümüzde tren, Avrupa'da bayağı bir kolaylık sağlayan, konforsuz bir taşıt olarak çağrışım yapmakta. Türkiye için ise hızlı, trafiğe maruz kalmadan ilerleyebilen toplu taşıma aracı tanımından öte bir şey değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kaynak: From Dawn To Decadence, Jacques BARZUN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-weight: bold;"&gt;Buyçe YEŞİLBAŞ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size: 78%;"&gt;&gt; Grup 2 &lt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8860188570338296607?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8860188570338296607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/lokomotif-ve-bir-sanat-eseri-arasndaki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8860188570338296607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8860188570338296607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/lokomotif-ve-bir-sanat-eseri-arasndaki.html' title='Lokomotif ve bir sanat eseri arasındaki bağlantı'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-2908190282441891658</id><published>2010-04-06T11:12:00.000+03:00</published><updated>2010-04-06T11:13:47.936+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buyçe YEŞİLBAŞ'/><title type='text'>KASSAS</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt;Kassas  oyununun tasarım ve yönetimi Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran'a ait. Oyunun adının Kassas olmasının sebebini şöyle açıklamışlar : "Eski zamanlarda Kassas, kafasından hayali hikayeler anlatan, anlattığı  hikayeye kendisini de katan ve kıssadan hisse çıkartan gezgin anlatıcılara denirmiş.  İstanbul'un şimdiki Kassasları olsa olsa seyyar satıcılardır dedik, İstanbul kazan  biz kepçe peşlerine düştük". Gerçekten de macuncusundan çiçekçisine, kalaycısından şerbetçisine hepsinin ayrı ayrı hikayeleri var. En üzücü  olan ise bu insanların senelerdir İstanbul'da olup anca ekmek parası  kazanabilmeleri, içinde yaşadığı ve şu anda 2010 Kültür Başkenti ilan edilen İstanbul'un boğazını, Topkapı Sarayı'nı, Gülhane Parkı'nı görmemiş olmaları. Çoğu  tiyatroya, sinemaya hiç gitmemiş. Bu hikayeleri onların ağzından dinlemek çok etkileyiciydi. Öyle gerçekçi, öyle samimi konuşuyorlardı ki onlar  gülünce izleyici de gülüyor, onlar derdini söyleyince izleyici o üzüntüyü  paylaşıyordu, karşı karşıya sohbet eden iki insan gibi. Çok şey değil, sadece rahat  bir yaşam, kiradan kurtulmak, çocuğunu görebilmesine yetecek kadar para kazanmak,sayesinde 3 5 kuruş kazanabildiği arabasını rahatça, zabıta  korkusu olmadan güzel bir yere açıp o akşamın yemek parasını&lt;br /&gt;çıkarmak... istedikleri bunlardı. Konuşmaların kağıttan okunmasına  gelince. Bence bu oyunun büyüsünü riske atmamak için yapılması gereken birşeydi. O  kadar çok ve uzun şeyler söylendi ki. hatta bazıları sayısaldı, unutulması  halinde o sürükleyicilik uçar giderdi. Zaten onların konuşmaları da çok şey değiştirmedi. Biz her  şeyi en duru haliyle seyyar satıcılarımızdan öğrendik yine, tertemiz Anadolu insanından. En son hepsine teker teker nereden geldiklerini sordular,  hepsi doğduğu yeri söyledi. Ardından İstanbulluyum dedirttiler ve onlar da gururla  İstanbullu olduklarını söylediler teker teker. Bu gururu taşımakta haklılar hepsi İstanbul'un birer kültür öğesi. En basit örneğinden yazın sokakta bir  mısırcı, kışın kestaneci, bozacı görmezsem moralim bozulur benim. Onların bize,  bizim onlara ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Buyçe YEŞİLBAŞ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:78%;" &gt;&gt; Grup 2 &lt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-2908190282441891658?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/2908190282441891658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/kassas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2908190282441891658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2908190282441891658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/04/kassas.html' title='KASSAS'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1382962508437404011</id><published>2010-03-06T10:42:00.001+02:00</published><updated>2010-03-06T10:45:38.491+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anıl Akif Bölükbaş'/><title type='text'>Rousseau Çıldırmış Olmalı</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Bu yazıyı okuduğumda anlam veremediğim yanlış mı algılıyorum dediğim bir çok yer ve cümleler vardı. Çünkü bu adam resmen tiyatroya savaş açmış ve günümüzde ne kadar gerekli olduğunu düşündüğümüz sanatın aslında ona göre gereksiz ve zararlı olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım.&lt;br /&gt;Rousseau'ya göre tiyatro toplumun ahlakını bozduğunu ve insanları melankoliye sürüklediğini söylüyor. Ama bu günümüzde bazı dizilerde bu şekilde olmaktadır. Hala yayınlanmakta olan bir çok dizi topluma zararlı ve ahlak dışı konuları yüzünden rahatsız edici boyuttadır. Ama tiyatro herzaman insanların sonunda bir ders aldığı çoğu zaman eğlenceli oyunlardır ve hiç bir zaman tiyatronun zararlı ve ahlak dışı olduğunu düşünmedim. İyi kötü, yaşamda var olan her çeşit kişiliği insan önüne seren; günlük hayatta başımıza gelen her türlü olaydan, her türlü sorunumuzdan bahseden, bunları bize canlandıran insan topluluğu tiyatronun nasıl bize kötü örnek olacağını ve bizi bozacak, yanlış etkieleyecek kurumlar olduğunu düşünebilirizki?&lt;br /&gt;Tiyatro bizim yaşadıklarımızı bize göstererek, canlandırarak bize hatalarımızdan bir ders çıkarmamızı ve yaptığımız yanlışların dışardan nasıl göründüğünü gösteriyorlar. Ben kısacası Rousseau'nun bu yazısını görünce şok oldum ve ilk defa tiyatronun zararlı olduğunu düşünen bir insanı gördüm. Bunun aksine tiyatro gerçekten her dönemde gerekli değeri görmeli ve yaşamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Anıl Akif Bölükbaş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1382962508437404011?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1382962508437404011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/03/rousseau-cldrms-olmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1382962508437404011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1382962508437404011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/03/rousseau-cldrms-olmal.html' title='Rousseau Çıldırmış Olmalı'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-7522131685500143274</id><published>2010-03-03T20:02:00.003+02:00</published><updated>2010-03-03T20:30:49.552+02:00</updated><title type='text'>OPERA VE TÜRKLER</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Opera nedir? Ansiklopediler şöyle tanımlar “opera”yı: “Sözlerin tümü ya da büyük bölümü şarkı olarak söylenen, müziğe uygulanmış sahne yapıtı ve baştan sona bestelenmiş sololu, orkestralı sahne oyunu.”(1)&lt;br /&gt;Opera anayurdu İtalyada, mısraları Renuccini tarafından yazılan ve Peri tarafından 1594’de bestelenen “Dafne” adlı opera eseri ile ortaya çıkmış ve bu çıkış sanat çevrelerinde büyük heyecan uyandırmıştır.(2) Bununla birlikte İtalyan Operası Avrupada hızla yayılmış ve birçok Avrupa ülkesi operanın etkisi altına girmiştir. Bu Avrupa ülkelerinden birisi de Fransa’dır. Fransada opera zevki 1645 senelerinden sonra ülkeye gelen İtalyan truplarının etkisiyle uaynmıştır.(3) 1671’de ilk opera binası “Académie Royal de Musique”, Cambert adlı bestecinin Pomone adlı eseriyle açılmıştır. Fransada başlayan bu opera merakı, Osmanlı elçilerinin Fransada bulundukları dönemde operaya şahit olmaları ve tanımalarıyla, geri döndüklerinde yaşadıklarını padişaha iletmeleriyle Osmanlı’ya da bulaşmış hatta en önemli opera eserleri İstanbul’a getirtilmeye çalışılmıştır. Peki elçiler operayı nasıl anlatmışlar? Yirmisekiz Mehmet Çelebi tuttuğu günlükde şöyle der: “Paris şehrine mahsus bir oyun var imiş. Opâre derler imiş. Acaip san’atler gösterirmiş. Şehrin kibarları varırlar, vasi dahi ekseriya varır, kral bile ara sıra gelir imiş.”(4) Zaten kralın gitmesi operayı daha da önemli bir hale getiriyor sanırım o dönem için. Böylece III. Murad döneminde (1574-1595) sarayda ilk müzikli oyun sergilenmiştir. Aslında kayıtlara göre Türkiyede ilk opera III. Sultan Selim tarafından davet edilen bir İtalyan topluluk tarafından 1797 Mayıs ayında sahnelenmiştir.(5) Hatta opera merakı öyle artmıştır ki Tanzimat’tan sonra Verdi’nin, 1846 yılında bir İtalyan opera grubu tarafından Beyoğlunda oynanan “Ernani” operası bu merakın ve ilginin en büyük kanıtlarından biridir.&lt;br /&gt;Aslında operaya olan bu ilginin altında elçilerimizin operayı asillerin ve aydınların eğlencesi olarak nitelendirmesi, kadın ve erkeklerin birarada bu eğlenceye geldiğini ve herkesin mücevherden yapılmış giysiler giydiğini belirterek nasıl bir gelişmiş kültür, abartı ve modernizmin olduğunu vurgulaması, yavaş yavaş Avrupa hayranı olmaya başlayan, özellikle Fransa’ya olan hayranlığını gizlemeyen Osmanlı hükümdarları için “opera” olmazsa olmaz hale gelmiştir. Onlar da o gelişmiş asil seviyeye ulaşmalı ve hiçbir yenilikten ve de sanattan geri kalmamalıdır. Bu tavrın etkileri özellikle Lale Devrinde karşımıza çıkar. Sadece operalar getirtilmekle kalmaz ayrıca dönemin padişahları birçok opera eserine de konu olur. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın konu edildiği birçok oyun, opera eseri vardır. Örneğin; Soliman Second ou les Trois Sultanes.(6) Yani opera asillerin asil eğlencesidir.&lt;a href="http://www.sahneden.com/arsiv/aralik03"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kaynaklar:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; 1.www.yeniforumuz.biz/osmanli-doneminde-opera&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;2. mitoloji.info/operanin-tarihi.nedir&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;3.  mitoloji.info/operanin-tarihi.nedir&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;4. Rado, Şevket; Pariste bir Osmanlı sefiri&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;5.www.sahneden.com/arsiv/aralık03 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;6. And, Metin; Tiyatro,bale ve opera sahnelerinde Kanuni Süleyman imgesi, Dost Yayınları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Buket Gonca Gül&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&gt; Grup4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;a href="http://www.sahneden.com/arsiv/aralik03"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.sahneden.com/arsiv/aralik03"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-7522131685500143274?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/7522131685500143274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/03/opera-ve-turkler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7522131685500143274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7522131685500143274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/03/opera-ve-turkler.html' title='OPERA VE TÜRKLER'/><author><name>aysima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09968179101350768560</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8817765768210048928</id><published>2010-03-03T17:59:00.002+02:00</published><updated>2010-03-03T19:31:38.885+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HANDE Y. AĞDAŞ'/><title type='text'>Rousseauo'a Cevap</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="  color: rgb(68, 68, 68); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Gerçekten de tembellik yani "atıl olmak" bizi kendimize yük edecek duruma getirir.Bu fikre katılmamak tam bir deliliktir.&lt;br /&gt;Nedense insanlar bunu gereklilik gibi görmektedir.Zaten o boşluğu dolduramayacakları için onlara yük olacaktır.Sözün kısası yüzlerini eskitmemek&lt;br /&gt;için tiyatroya ara veren oyuncuların ;bizi onları hatırlamamaya iteceği kesindir.&lt;br /&gt;Eğlencelerin kaynağına indiğimizde ;evet aslında demokrasi eğlenceye önayak olur.Fakat eğlenceyi(tiyatroyu) ortaya çıkaran insan&lt;br /&gt;topluluklarıdır.Hepimizin bildiği gibi tiyatro günümüzdeki en eski sanat dallarından biridir.Tiyatro daha demokrasi kavramı yokken çıkmıştır ortaya.&lt;br /&gt;Burada demokrasinin en büyük rolü tiyatroyu desteklemesidir.Örnek verecek olursam; "YALAN" evrenin var olmasıyla ortaya çıkmıştır ve birini kandırıp yalan söylerkende aslında tek kişilik dev bir oyun oynarız kendi sahnemizde.&lt;br /&gt;Bu tür oyunları oynayabilmek hangi tür insanlara uygundur derseniz eğer;bu işe sonuna kadar sıkı sıkıya bağlı olan insanlar derim.Şimdilerde sizin dediğiniz gibi mutlu insanların açık havada, aynı gökyüzü altında size mutluluğun tatlı duygusallığını verebilecek festival alanları yok ne yazık ki. Bu işe yürekten bağlı insanlar bizlerde unutulmayacak izler bıraksınlar ki tiyatro eski popülerliğini geri kazansın.Siz tiyatro insanları kısıtlamalar sizleri durdurmasın. İzin verin sanat güneşi sizin masum eğlencelerinizi aydınlatsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki nedir bu eğlencelerin amacı?Sizinde dediğiniz gibi ;bu eğlenceler yapılsın ki herbiri diğerlerinin içinde kendisini görsün ve sevsin böylece birbirlerini daha çok sevsinler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="  color: rgb(68, 68, 68); font-family:'Segoe UI', Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;HANDE Y. AĞDAŞ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(41, 48, 59); font-family: arial, sans-serif; font-size: x-small; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;b&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8817765768210048928?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8817765768210048928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/03/rousseauoa-cevap.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8817765768210048928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8817765768210048928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/03/rousseauoa-cevap.html' title='Rousseauo&apos;a Cevap'/><author><name>aysima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09968179101350768560</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3526496831313990729</id><published>2010-02-23T22:14:00.000+02:00</published><updated>2010-02-23T22:15:56.699+02:00</updated><title type='text'>SOKRATES OLMAK GÜZEL ŞEYMİŞ</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:arial, sans-serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-size: 13px;"&gt;&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;span style="white-space: pre; "&gt;	&lt;/span&gt;M.ö 399 yılında Atina'da bir hücrede geçer hikaye ve hücrenin içinde açılır perde. M.Ö. 399 yılında Atina'da yaşananlar şekil bile değiştirmeden 2010 yılının kültür başkenti diye övündüğümüz İstanbul'umun hücrelerinde de yaşanıyor... Düşünmek büyük suç, hala birileri korkuyor konuşmaya ve hatta düşünmeye. M.Ö. 399 yılında olduğu gibi kralın işine gelmeyen cümleler ölüm cezası ile sonuçlanıyor. Geçen asırlar içinde tek değişiklik ise ölüm cezasının, ömür boyu hücre cezasına dönüşmüş olması. Eğer düşünmeyip eylem ile sonuçlandırdıysanız suçunuzu size ait bir adanız bile oluyor,eğer sadece düşündüyseniz ne adası hücre bulursanız şanslısınız. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;span style="white-space: pre; "&gt;	&lt;/span&gt;Sokrates M.Ö 399 yılında halkı bilgilendirdiği için ölüm cezasına çarptırılır, son gecesinde gardiyan zehrini hazırlarken Sokrates'in bir kaç cümlesi ile düşünebildiğini anlar fakat bazı insanların düşünebilmesi bile tehlikelidir. Sokrates'in karısının onu kaçırmak için gelmesi ile artık hücrede iki tane Sokrates vardır. Dönemin bazı düşünürleri sadece karlın istediklerini düşündükleri için o hücrede değildirler. 2 Sokrates birbiri ile konuşurken kendimi de hiç yabancı olmadığım bir konuşmanın içinde  buldum, oyun dün yazılmış da bugün oynanıyor gibi bir kaç isim değişikliği ile replikler değişmeden bire bir günümüze uyarlanabilir sorunsuzca. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;span style="white-space: pre; "&gt;	&lt;/span&gt;Sokrates'in karısı o zamandan bu zamana değişmeyeni özetler: tek düşünebilen canlı olan insan neden öldürür birbirini? O sırada iki Sokrates kavga etmektedir ve bu kavga sırasında Sokratesler aşık oldukları kadının ölümüne sebep olurlar. tam bu sahne  esnasında Küçük İskender'in "hiç bir silah yaralamaz insanı başka bir insan olmadan" sözü geldi aklıma. Kendi içimizdeki bizle kavga ederken en sevdiklerimizi öldürüyoruz galiba istemden. Sokratesler son horozda öttükten sonra balaban zehrini içerek hayatlarına veda ederler... düşünebildikleri hayatlarına...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;span style="white-space: pre; "&gt;	&lt;/span&gt;Yüzyıllar geçsede değişmeyecek tek şey düşünmenin büyük bir suç olduğu helede iktidarın istemediğini düşünüyorsan ölmekten başka şansın kalmıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right; "&gt;&lt;b&gt;M. AYSİMA DÖŞEREL&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right; "&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3526496831313990729?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3526496831313990729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/02/sokrates-olmak-guzel-seymis.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3526496831313990729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3526496831313990729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/02/sokrates-olmak-guzel-seymis.html' title='SOKRATES OLMAK GÜZEL ŞEYMİŞ'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8512821871577025044</id><published>2010-01-24T22:41:00.004+02:00</published><updated>2010-02-01T13:31:01.440+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ali kutlu suytar'/><title type='text'>FENARİ İSA CAMİİ</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-8d9764e4067335cf" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v22.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8d9764e4067335cf%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DDD2A41A1FF43ECDA493C85C30E788B8212F10ED.3986968EF3EB4C73D66A1B88D76BEA3CAE6C4D4%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8d9764e4067335cf%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DJtDBttm-yB6MdF1vmT6rZ3BU-24&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v22.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8d9764e4067335cf%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DDD2A41A1FF43ECDA493C85C30E788B8212F10ED.3986968EF3EB4C73D66A1B88D76BEA3CAE6C4D4%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8d9764e4067335cf%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DJtDBttm-yB6MdF1vmT6rZ3BU-24&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ KUTLU SUYTAR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8512821871577025044?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=8d9764e4067335cf&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8512821871577025044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/01/fenari-isa-camii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8512821871577025044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8512821871577025044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/01/fenari-isa-camii.html' title='FENARİ İSA CAMİİ'/><author><name>aysima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09968179101350768560</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-2332913576092498100</id><published>2010-01-24T21:32:00.005+02:00</published><updated>2010-02-01T13:28:55.948+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AYSİMA DÖŞEREL'/><title type='text'>arap camii</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-81e86a5f42d45257" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v24.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D81e86a5f42d45257%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D45099DA2CAD0B9525CA0D3B94B706FB2CEDC8ED7.83DB70A3A82E52B1EB82B30B2B7539749AE71EC2%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D81e86a5f42d45257%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DO2ry2nS2oz2Jr4KorHkHlbKixAE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v24.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D81e86a5f42d45257%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D45099DA2CAD0B9525CA0D3B94B706FB2CEDC8ED7.83DB70A3A82E52B1EB82B30B2B7539749AE71EC2%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D81e86a5f42d45257%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DO2ry2nS2oz2Jr4KorHkHlbKixAE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aysima döşerel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-2332913576092498100?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=81e86a5f42d45257&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/2332913576092498100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/01/arap-camii.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2332913576092498100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2332913576092498100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2010/01/arap-camii.html' title='arap camii'/><author><name>aysima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09968179101350768560</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1620249503848261290</id><published>2009-12-23T18:04:00.002+02:00</published><updated>2009-12-23T18:12:53.821+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emel Pilavcı'/><title type='text'>DİVANYOLU</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SzJBXmfiKcI/AAAAAAAAAGQ/uL3UxMM0HrU/s1600-h/emel+pilavc%C4%B1_divan+yolu.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SzJBXmfiKcI/AAAAAAAAAGQ/uL3UxMM0HrU/s320/emel+pilavc%C4%B1_divan+yolu.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418465175405734338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Her şey okul projesinde Divanyolu'nu seçmemle başladı. Fotoğraflarını çekmek ve hakkında bilgi toplamak üzere ilk gün Buyçe'yle birlikte Sultanahmet'e gittiğimizde aradığımızı bulamamış ve yeterli bilgiye sahip insanlarla görüşememiştik sonra oturduğumuz yerdeki çalışanlar bize Les Arts Turcs adında yerel bir kültür merkezi olduğunu ve en iyisinin, Les Arts'ın başkanı olan Nurdoğan Şengüler'le görüşmemiz olacağını söylediler. Aynı gün oraya gidip Nurdoğan beyle konuştuk, çeşitli kültürel-sanatsal etkinlikler ve geziler düzenleyen, daha çok fotoğraf üzerine eğilen bir kültür merkezi. 13 Aralıkta bu yıl ikincisi düzenlenecek olan İstanbul temalı fotoğraf yarışmasından ve haklı olarak yarışmaya katılanların neden yabancı olmasını tercih ettiğinden bahsetti. Buradan katılanların onu yarı yolda bırakmaları ve beklenildiği gibi çalışmamaları, yeterince emek vermemelerinden ağzı yandığı için yarışma için böyle bir kriter getirmişler. Bana yarışmaya katılamayacağımı fakat eğer gerçekten çalışır ve iyi bir iş çıkarırsam galada çektiğim fotoğrafları sergileyeceklerini söylediler. Birbirimizi anladık, istediği tek şey; lakayt olmayan, üzerinde çalışılmış, emek verilmiş bir üretimdi. Uzun bir süre detaylarını anlattı, kapıdan çıktığımda elimde kendi aylık yayınları olan Sultanahmet dergileri, geçen senenin fotoğraf yarışması afişleri, cdler, kafamda bir sürü fikir ve içimde büyük bir heyecan vardı. Bu benim için hem önemli bir tecrübe hem de yurtdışından gelen profesyonel fotoğrafçılarla tanışmam, bu alanda bir yön çizmem için başlangıç adına iyi bir fırsattı. Böylece yaklaşık iki ay boyunca haftada birkaç defa yaptığım Divanyolu ziyaretleri başlamış oldu. Turistik bir merkez ve yerel halkın buluştuğu bir yer olması sebebiyle farklılıkları aynı kadraja sığdırabildim. Esnaf ve seyyar satıcılar daha önce hiç karşılaşmadığım kadar sıcakkanlılardı. O süre boyunca çektiğim fotoğaflar bir gününü anlatır nitelikteydi Sultanahmet'in. Tramvayıyla, turist avlamaya çalışan garsonlarıyla, hafta sonları akın eden turistleriyle, melodika çalarak para toplayan çocukları, mendil satan ihtiyarlarıyla, Çeberlitaş'ı, Ayasofya'sı, kütüphanesi, yanında yatanlarla zıt görüşlere sahip ama onlarla aynı yerde uyuyan Şeyh Bedrettin'i, her gün farklı insanları, farklı karakterleri üzerinde buluşturan kaldırımları, dinamizmi ve karanlık çökerken rengarenk parlayan haliyle... Bunun için uğraşırken keyif alıyor olmam, ne yolu gözümde zorluk haline getirmeme izin verdi ne tekrar tekrar çekilen ve düzeltilen kareleri. Gala için hazırlıklar son hızla devam ediyordu, dünyanın farklı ülkelerinden yarışmaya katılacak olan yüzlerce fotoğraf önce halk jürisi karşısına çıktı sonra aralarında Ersin Kalkan'ın da bulunduğu gazeteci ve fotoğrafçılardan oluşan asıl jürinin karşısına. O sırada davetiye için tasarım yapılıyor, logolar ayarlanıyor, davetli listesi çıkarılıyordu, tüm bu gelişmeleri hep birlikte yaşarken imece usülü çalıştık, kim neyi yapabiliyorsa...Nurdoğan bey elime kağıt kalem verip davetiye için bir yazı yazmamı istedi, beğenildi biz de onu kullandık, diğer çalışanlar gala gecesi için detayları organize ettiler vb. Nitekim en sonunda tüm bu yorgunluğun ardından -ki en küçük şeyleri bile düzeltmek, ortak bir amaç için bilfiil çalışmak sonunda gelen ''işte şimdi güzel oldu'' hissini kuvvetlendiriyor- 13 Aralıkta Binbirdirek Sarnıcı'nda, derece ve mansiyon alan fotoğrafların sahiplerinin, kültür bakanının, yurtdışından ve buradan çeşitli sanatçıların katılımıyla gala gerçekleşti. Hem hava koşulları hem izdihamdan kaçınmak istedikleri için çok büyük bir kalabalık yoktu ancak yine de her şey keyifliydi. Perdede üzerinde o kadar çalıştığım ve heveslendiğim slayt gösterisi halindeki sunumumu görmek de çok güzel bir histi ve o ana kadar olan her şeye değdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;Emel PİLAVCI&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;&gt; Grup 2 &lt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1620249503848261290?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1620249503848261290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/divanyolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1620249503848261290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1620249503848261290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/divanyolu.html' title='DİVANYOLU'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SzJBXmfiKcI/AAAAAAAAAGQ/uL3UxMM0HrU/s72-c/emel+pilavc%C4%B1_divan+yolu.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-7721100745587160105</id><published>2009-12-21T19:29:00.001+02:00</published><updated>2009-12-21T19:31:47.000+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emrah Kara'/><title type='text'>Ütopya</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Dönemin yönetimsel haksızlıklarına, sınıf egemenliğine, paranın azınlık tarafından kazanılıp, büyük çoğunluğun fakirlik içinde yaşaması gibi sorunlara karşı bir model öneren, dönemin düşünen ve cesaretli beyinlerin oluşturduğu modellerdir ütopyalar. Bu noktada ütopyaların önemi doğruluğu yada yanlışlığından çok model teşkil etmelerinden geçmektedir. Her bir modelin (hayalin) kendi içerisinde tutarlı olan olmayan, uygulanabilir olan yada olmayan yönleri bulunmaktadır. Platon benzer bir çalışmayı çok önce "Republic" eserinde ortaya koymuştur. Bu ve benzer çalışmalar kuramsal olarak bugünkü sosyalizm kuramının ortaya atılmasında önemli rol oynamışlardır. Sınıfsız ve parasız bir toplum hayali daha sonraki kuşakların da oldukça ilgisini çekmiş ve nihayet Karl Marx "Das Kapital" ile bu modellerin kuramsal ve ekonomik alt yapısını oluşturmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Okuduğumuz Colombus ve Bartolome metinleri ile ütopyacılar arasında bağlar bulunmaktadır. Colombus sayesinde yeni bir kıta ile karşılaşan Avrupalılar bu kıtadaki yaşam ile ilgili bilgilere ulaştıkça başka bir dünyanın gerçekleşebileceği ile ilgili fikirlerini daha güçlü savunabilir hale gelmişlerdir. Zira Colombus'un günlüğü ve mektubunda adalardaki insanların mülkiyet kavramının olmadığı, Krallar yada büyük otoriteler tarafından yönetilmediği, insanların altın, para yada mücevher gibi şeylere değer vermedikleri ve diğer yandan da büyük bir alçak gönüllülük ve mütevazılık içinde beraberce yaşadıkları anlatılmıştır. Bu bilgilerin Avrupa'daki aydınları etkilemiş olması kaçınılmazdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Ütopyalardaki toplum fikri bir mutual bir yaşam fikrinden gelişmektedir. Bu noktada bazı kuralların olması normaldir. Bu kurallar bireyin çıkarından çok toplumun çıkarına hizmet etmek amacı ile konulmaktadır. Bize uyan uymayan, tutarlı olan olmayan yada insan "doğasına uymaz" dediğimiz noktalar olabilir ( "insan doğası" kavramı da oldukça tartışmaya açık bir konudur.). Zaten bu hayallerin mükemmel olmasını beklemekte komik olur. Önemli olan yakılan ateşin büyümesine katkıda bulunmaktır. Belki bu sayede daha doğru sistemlerin kurulabilmesi için gerekli iradeler sağlanabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Emrah Kara&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&gt; Grup 2 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-7721100745587160105?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/7721100745587160105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/utopya_21.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7721100745587160105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7721100745587160105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/utopya_21.html' title='Ütopya'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-2594912628877378792</id><published>2009-12-20T11:58:00.014+02:00</published><updated>2009-12-20T14:31:39.031+02:00</updated><title type='text'>&gt;&gt;&gt;Poster Harita Ödevi ( Grup 3 )</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:large;"&gt;Tarihten günümüze dönüşüm geçirmiş yirmi yedi mekandan biri seçip yola çıktık.Kitapları karıştırdık, insanlarla konuştuk, fotoğraflar videolar çektik ve girmediğimiz delik kalmadı mekanımızın hikayesini anlamak için.Sonunda sizlerle sadece ufak alıntılarını paylaşabildiğimiz bu yazılar çıktı kendi tecrübelerimizden.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;Can KANDARA-Tekfur Sarayı&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sy388gKcCoI/AAAAAAAAAFo/BZfqdou5b4s/s320/Can+Kandara-Tekfur+Sarayi.JPG" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417264043152640642" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;“Tekfur aslında Ermenice bir sözcük, taç taşıyan anlamına gelmekte. Blakherbai saray kompleksinin en yüksek tepesinde bulunduğu iddia edilen bu sarayın İstanbul’un fethinden önce de kullanılmış olma ihtimalide çok yüksek...Tekfur Sarayı’nı araştırma ödevim olması itibari&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; ile iki kez ziyaret edebildim. EdirneKapı Metrobüs durağından indikten sonra surlarin kenarından Eğrikapı’ya doğru yürüyüp Avcıbey Spor Tesisleri ile karşılaştım. Aslında tek bir top sahası ve kıraaathaneden oluşan bu yer Tekfur Saraı’nın bitişiğinde yer alıyor. Kamerayla dört tarafı kapalı olan bu saraı çekmeye çalışırken yine Tekfur Sarayı’nın güney cephesinde parkta oynayan çocuklardan biri bana ısrarla ‘hello hello’ diyordu...”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;Nergis USLU-Kalenderhane&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sy394ySwQiI/AAAAAAAAAFw/rXpFKUFeUx8/s200/image3.JPG" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417265078811509282" /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;“Yaklaşık 1500 yıllık bir geçmişe sahip bu mekan, bugüne kadar içinde birbirinden çok farklı insanları barındırmış ve tabii onu her kullanan tarafından da değiştirilmiştir. Bizanslılar kullanıyorken bir kilise olmuş, Latinler gelince farklılaşıp Katolik kilisesi olmuş, sonra onlar gidince de eski haline geri dönmüş, sonra Osmanlı’nın eline geçince dönemin (ve sonrasının) en ilginç gruplarından birine ev olmuş, sonra Camii olmuş, başına kötü şeyler gelince (deprem, yıldırım gibi) önce tamir edilmiş sonra boş verilmiş, sonra tekrar hatırlanmış aynı anda hem camii hem müze olmuş, tabiri caizse çok şey görmüş geçirmiş bir İstanbul mekanıdır Kalenderhane.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" font-weight: bold; font-family:verdana;"&gt;Yasin DOĞAN-Büyük Saray&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sy3_pMYv9vI/AAAAAAAAAF4/aHVDvFkhkEI/s320/bsm1.jpg" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417267009961326322" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;"Bizans İmparatorluğuna ait en önemli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; yapılardan biri de hiç şüphesiz zengin mozaik betimlerine sahip Büyük Saray kompleksidir. İmparatorluk Sarayı ya da Kutsal Saray olarak adlandırılan yapı ilk kez İmparator Konstantinus döneminde (324-337) inşaa edilmiştir. Saray oldukça geniş bir alana yayılmaktaydı. Ana girişi Ayasofya tarafındaki, Konstantinus'un annesi Agusta Helen'e adanmış sütunlu bir avlu tarafında olduğu bilinmektedir. Bu kısımda kapılar ve odalar altın kaplama olduğu için “Chalke” ya da “Bronz Kapı” olarak adlandırılmıştı. Saray teraslar üzerinde değişik fonksiyonlu binalardan oluşmaktaydı. Burada; hizmetçilerin bulunduğu alanlar, mutfaklar, yatakhaneler, zindanlar, polo sahası, tören salonları, özel stadyum ve havuzlar, kiliseler, hayvan barınakları yer almaktaydı."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Harutyan DALGA- Arap Camii&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sy3_8dcrhTI/AAAAAAAAAGA/AHoEattWVpc/s320/Harutyun+Dalga-Arap+Camii+1.JPG" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 257px; height: 320px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417267340958729522" /&gt;“Diyanet İşleri Bakanlığı’nın verdiği bilgiye göre Türkiye’de 79.096 camii var. En çok camii olan şehirlerimiz sırasıyla İstanbul, Konya ve Karaman...Arap Camii bu camiiler arasında İstanbul’da en eski camii olma özelliğine sahiptir. İstanbul’un Galata semtinde Tersane Caddesi, Galata Mahkemesi Sokak’ında bulunan camii aynı zamanda Galata yakasının en büyük camiisidir. Büyüklüğü nedeniyle Cami-i Kebir de denir. Hırdavatçıların ve eski dükkanların arasında kalan bu camii yoldan geçenlerin farketmesi nerdeyse imkansızdır....Çocukluğum Perşembe Pazarı civarında geçti. Babamın Perşembe Pazarı’nda metal, çinko ve aliminyum işlerinin yapıldığı bir dükkanı vardı. Hafta arası okula gider, hafta sonu ise dükkana giderdim. Bu proje sayesinde eski günlere geri gitmek ve o hatıraları tekrar canlandırmak eşsiz bir tecrübe oldu.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana; font-weight: bold; "&gt;Cansu BAŞLILAR- Topkapı Sarayı, Harem&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;“Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Dolmabahçe Sarayı yapılana kadar devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmuştur. Padişahların Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve diğer saraylarda yaşamaya başlamasıyla boşalan Topkapı Sarayı’nda diğer görevliler yaşamaya başlamıştır. Topkapı Sarayı’nın ilk defa müzeymiş gibi gezilmesi Sultan Abdülmecit dönemine rastlar. Sarayın halka açılması da Atatürk’ün emriyle gerçekleşmiştir. Kelime anlamı olarak tabu, yasaklanmış anlamına gelen “harem” sözcüğü İslam toplumunda giderek aile kavramı için k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;ullanılmıştır. Harem, sultanların ailesi ile birlikte yaşadığı yer olmakla beraber 16.yy’dan 19.yy başlarına kadar çeşitli dönemlerin üslubundan örnekler içeren, mimarlık tarihi açısından son derecek önemi bir komplekstir...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;Burcu HALAÇOĞLU YEŞİL- Çemberlitaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;"Çevresinde yaşayanların çoğunun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sy4AYzvtCTI/AAAAAAAAAGI/2e68MQT6WkU/s320/IMGA0018.JPG" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417267827980437810" /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; Dünya’nın merkeziymiş diye tanımladığı Çemberlitaş, (şimdiki haliyle semtin adı) bir forum ve ortasındaki sütundan ismini almıştır. Dikildiği  tarih M.S. 328’ten bu yana Çemberlitaş’ın başına gelmeyen felaket kalmamış ve bu felaketlerin sonunda sık sık onarım çalışmalarına maruz kalmıştır. Onarımlar esnasında zaman zaman yapısı değiştirilmiş zaman zaman da yalnızca tamir edilmiştir. Neredeyse 1700 yıldır ayak durmaya çalışan sütun zamanın ve felaketlerin yıpratmasının yanı sıra hatalı onarım çalışmaları sebebiyle de büyük hasarlar almıştır. Çemberlitaş ile ilgili pek çok söylenti var. Çeşit çeşit söylentisiyle, bitmeyen tadilatıyla, reklamıyla, bürokrasiyle, rant ve turizm kapısı olarak Türkiye’de tarihsel bir anıt Dünya’nın Merkezi: Çemberlitaş."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;Eyüp Emre UÇARAY - Küçük Ayasofya&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:Georgia, serif;font-size:16px;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-e66930bfd728bdfa" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v5.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3De66930bfd728bdfa%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D77E66AE787002A2E08AAF5C57779AF84023535E9.77B99CEB334E44DDBED329807C5B80A644760759%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De66930bfd728bdfa%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DgHQVDqEogCYI4_lLVBgvEHDl6C4&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v5.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3De66930bfd728bdfa%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D77E66AE787002A2E08AAF5C57779AF84023535E9.77B99CEB334E44DDBED329807C5B80A644760759%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De66930bfd728bdfa%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DgHQVDqEogCYI4_lLVBgvEHDl6C4&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:Georgia, serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;"Yapıldığı yıldan beri hep bir adım geride kalan Küçük Ayasofya mevcut siyasi otoritelerin hep oyun alanı olmuş tarih boyunca. Yapı olarak olmasa da mevki olarak Hıristiyanlık öncesi çağlara uzanan bir tapınak alanı olarak karşımıza çıkmış. Dinlerin birbirlerinden bıçak gibi kesilip ayrılmadığını, belirli ritüellerin insanlar tarafından hep taşındığının ve taşınacağının ayaktaki canlı kanıtıdır. Üzerinde tarih boyu devam eden mücadele halen devam etmektedir. Yenileme çalışmaları için kaynak aranırken, yani 2000’li yılların başlarında Küçük Ayasofya eski günlerini aratmayacak savaşlara sahne olmuştur. Şu an için Caminin Külliye Kısmı Hoca Ahmed Yesevi Vakfı tarafından el sanatları merkezi olarak işletilmektedir.Küçük Ayasofya Camii Fatih ilçesinde Cankurtaran ile Kadırga semtleri arasında Eski Marmara Surlarının güney kısmına yaklaşık 20–25 m. mesafede yer almaktadır. 324 yılında Costantinus Sasani Prens’ine topraklarında Hormisdas Saray’ına sığınma hakkı verir. Daha sonra tahta geçen İmparator I. Iustinianos Hormisdas Sarayı olarak bilinen Büyük Saray’ın yakınında ve Havari Petrus ve Pavlos adına yapılmış bazilikanın bitişiğinde, planı gene bu yapı örnek alınarak hazırlanmış bir kilise inşa ettirir. Kaynaklarda Havari Petrus ve Pavlos adına bir kilise bulunduğu belirtiliyorsa da günümüzde bunların yerlerini tam olarak belirleyen hiçbir kanıt yoktur. Ama I. Iustinianos inşa ettirdiği yapı hala ayakta durmaktadır."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-2594912628877378792?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=e66930bfd728bdfa&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/2594912628877378792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/poster-harita-odevi-grup-3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2594912628877378792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2594912628877378792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/poster-harita-odevi-grup-3.html' title='&gt;&gt;&gt;Poster Harita Ödevi ( Grup 3 )'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sy388gKcCoI/AAAAAAAAAFo/BZfqdou5b4s/s72-c/Can+Kandara-Tekfur+Sarayi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-2160887619888834828</id><published>2009-12-18T16:50:00.002+02:00</published><updated>2009-12-23T18:02:46.594+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Işıl ARIN'/><title type='text'>Hezarfen Ahmet Çelebi</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;17. yy.da yaşamış bilim adamlarından Hezarfen Ahmet Çelebi ve onun yaptıklarıyla,hikayesi bana hep çok ilgi çekici olarak gelmiştir.&lt;br /&gt;Bazı kaynaklara baktığımızda ,ilk uçan adam olan Hezarfen Ahmet Çelebi'nin,çağından yüzyıllarca önce aynı düşünceyi gerçekleştirmek isteyen Türk bilgini İmam Cevher'i örnek aldığı yazmaktadır.Ayrıa Hezarfen Ahmet çelebi'nin Leonardo Da Vinci'nin kuşlar üzerine yaptığı çalışmalardan ilham aldığı yazmaktadır.Çelebi ilk ''uçan'' insandır.Trafik sorunun olmadığı bir dönemde ,''ilkel''şartlar altında,Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araçla kendini boşluğa bırakan Hezarfen Ahmet Çelebi,ilk zamanlar dönemin padişahları IV.Murat tarafından çok takdir edilse de,bilime olan merakı ve kendini geliştirme aşkı yüzünden sürgüne yollanmış ve orada da vefat etmiştir.&lt;br /&gt;Hakkında kısıtlı bilgilere sahip olunan Hezarfen Ahmet Çelebi'ye olan hayranlığımın bir diğer nedeni ise;okumayı,düşünmeyi,araştırmayı(başka ülkelerin bilim adamları ve sanatçılarını merak etmesi) pekte fazla sevmeyen Türk insanlarının içinde olmasına rağmen merakını bastırmayıp,evinde sürekli deneyler yapması ve farklı bilim adamları ve sanatçıların yapıtlarına(Leonardo Da Vinci,İmam Cevher vs..)olan ilgisidir.Günümüzde bile varlığını küçük yaşlardan sonra kaybettiğimiz ''aman öğrensek ne olucak ya da ne değişecek ki''diye bastırdığımız ''merak''duygusuna Çelebi had safhada sahiptir.O yıllarda ki,o ilker şartlara rağmen,kısıtlı kaynakları kendine ışık olarak kullanması,merak duygusunun var olması ve bunu törpülememesi(merakı yüzünden sürgün edilip,sürgüne gittiği yerde vefat etmesine rağmen),başarısız denemelerinden sonra bile vazgeçmemesi ve bir ilki (uçmayı)başarması,kendine yeni bir şeyler katmak adına evinde kendi kendine deneyler yapması Hezarfen Ahmet Çelebi'ye olan hayranlığımı kat kat arttırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;b&gt;Işıl ARIN&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-2160887619888834828?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/2160887619888834828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/hezarfen-ahmet-celebi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2160887619888834828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2160887619888834828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/hezarfen-ahmet-celebi.html' title='Hezarfen Ahmet Çelebi'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-4132384094482623435</id><published>2009-12-18T16:48:00.002+02:00</published><updated>2009-12-18T16:59:21.014+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suzin AKALAN'/><title type='text'>Obama the Kukla</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Günümüzün hükümdarı mükemmel bir kukla olabilmeli. İpleri oynatana ses çıkarmadan boyun eğebilmeli öncelikle. Peki bu kuklayı topluma nasıl sunmalı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Medya avucunda olmalı. Bugün büyük kitlelere ulaşmanın tek yolu buradan geçer ve propagandanın en sıkı dostudur medya. Eğer medyayı iyi kontrol ederseniz, toplum da emrinizde olur. (1) halkla ilişkiler uzmanı olmalıdır, hitap şeklinden oturmasına, sunduğu imaj mükemmel olmalı, bir Hollywood yıldızı edasıyla hareket edebilmelidir bu kukla. İmaj herşeydir ve bu çok çeşitli dünya toplumunda Yahudi, Müslüman herkese hitap edebilmelidir. İsim bile önemlidir. Barack Hüseyin Obama sadece adıyla bunu başarmıştır. (2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldatma üstadı olmalıdır bu kukla ve yarattığı yanılsamayı inandırıcı kılmalıdır yaptıklarıyla. Tükendiği iddia edilen doğal kaynak kullanımından alternatif (joetermal, güneş, su, rüzgar) enerji kullanımına yönelmelidir. Herkesten daha “yeşil” bir yaklaşım olmalıdır bu gezegene ve uzaya taşmalıdır. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nden (NASA) daha başarılı bir idaresi olmalıdır. Buradaki tükenince oradakinin tekeli onun elinde olmalıdır. Savaşlardan ve ölümlerden bıkmış bu dünyada s,lah ve savaş sanayisinde yalınlaşma olmalıdır izlediği politika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi insanlara özgürlük sunmalıdır, çünkü özgürlük insanın temel taşıdır ve özgürlüğü aramak ve soruşturmak insan evriminin merkezidir. (3) her insanın yaşamaya, su içmeye ve bu havayı solumaya ihtiyacı vardır. Fakat daha da öenmlisi bilgiyi elinde tutmaktır. İnsanları kendi hayatlarının üstündeki kontrolden men etmenin yolu budur. (4) Kontrolü kendinde olmayan eninde sonunda teslim olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: Noam Chomsky, Media Control – The Spectacular Achievements of Propaganda 2. Edition An Open Media Book, Seven Stories Press / New York, sayfa:11-13&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2: Barack: Hebrew word “Baruch” www.nameroots.info/search.php Hüseyin: Müslüman ismi Obama’nın ise İngiliz misyonerlerinin Afrika’da edindiği bir isim olduğu rivayet edilmekte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3: Noam Chomsky, Goverment in the Future – Open Media Series, Seven Stories Press, sayfa:10-11&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Von Humboldt, Limits of State Aetron, bölüm:8 sayfa:76&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4: Noam Chomsky, Media Control The Spectacular Achievements of Propaganda 2. Edition&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An Open Media Book, Seven Stories Press / New York, sayfa:10 - “Public must be barred from managing of their own affairs and the means of information must be kept narrowly and rigidly controlled.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Suzin AKALAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-4132384094482623435?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/4132384094482623435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/obama-kukla.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/4132384094482623435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/4132384094482623435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/obama-kukla.html' title='Obama the Kukla'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-227657918431041106</id><published>2009-12-18T16:45:00.002+02:00</published><updated>2009-12-18T17:00:20.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hale BAYRAK'/><title type='text'>B612'den Dünya'ya</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İçine iki Dünya Savaşı sığdırabilmiş bir yüzyılın çocuklarıyız biz.İnancın terörle birlikte anıldığı bir ortamın havasını soluduk.Bugün benim yaşlarımda olanlar henüz bebekken yüzleştiler nükleer sorunuyla.Silah markalarını, patlayıcı adlarını daha iyi bilir olduk oyun adlarından.Çocukları vurulmuş, çocukları öldürülmüş, çocukları asılmış bir ülkenin kaosunun gölgesinde, içlerindeki çocuğu öldürerek büyüyen sözüm ona "indigo"larız hepimiz.İndigonun bar, kirlenmenin de "güzel" olduğu bir dönemde meziyet sahibi bir lider bulmayı hayal sanırdım.Pek de akıllı olmayan hayalgücüm dahi lider kelimesinin yanına yakışabilecek sözcükleri bulamıyordu öyle ki. "Dürüst Lider" olabilir miydi? Ortadoğu'dan çekileceğini açıklayıp ilk yatırımını orduya yapan "Siyah Adam" olmasaydı belki...Ya "Cesur Lider"? Lezbiyen kızını reddetmek yerine arkasında durabilseydi "biri", tıpkı kan dökerken koltuğunda durabildiği gibi...Tam da bu umutsuzluğun içinde kaybolup "Lider"i otobüs firması olarak kaydetmek üzereyken hatırladım yıllar önce tanıdığım gerçek bir önderi Le Petit Prince nam-ı diğer Küçük Prens'i.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Prens (Le Petit Prince) (1) Antonie De Saint Exupery’nin Almanya’nın Fransa’yı işgal etmesi üzerine gittiği Amerika’da yazdığı kitaplarından biri ve de adanıdan en çok söz ettireni. Kendisi bile başlı başına “ideal” örneği olan Küçük Prens’in tilki ile yaptığı konuşmada geçer benim aradığım cevap.Küçük Prens’e kendisinin niçin evcilleştirmesi gerektiğini anlatırken şöyle der tilki: “Sadece ecilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin. İnsanlarınsa hiçbirşeyi anlayacak vakitleri yoktur.(...)Sözgelimi sen şimdi benim için yüzbinlerce oğlan çocuğundan birisin.Ne senin bana gereksinimin var ne de benim sana.Ben de senin için yüzbinlerce tilkiden biriyim.Ama beni evcilleştirirsen birbirimize gereksinim duyarız.Sen benim için dünyada bir tane olursun ben de senin için.(...)Gülünü bunca önemli kılan uğruna harcadığın zamandır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yöneticisi olan toplumların ihtiyaç duyduğu “ideal lider” formulü de bu bence:evcilleşmiş olması.Geldiği yere ait ve laik olması...Bir lider halkının tamamına aynı mesafede durabiliyor ve tamamının hayatından ne eksik ne fazla kendi hayatı kadar endişe duyabiliyorsa, bir işe imza atarken ya da o işi seçerken seçilmiş ve özel biri olduğunun bilincinde hareket edip kendisini seçenlerin de özel olduğunu unutmadan yaşayabiliyorsa işte o vakit gerçekten “lider” olur.Ancak böyle bir durumda mümkündür Had Gadia’nın (2) bir parçası olmamak,düzene uyup kirlenmemek, dünyanın bir yanında çocuklara bayram hediye ettiği için böbürlenilirken diğer yanında döneminde verdiği sürgün kararlarıyla diktatör olarak anılıp aynı sebeple Küçük Prens diye bir kahraman yaratılmasına sebep olmadan (3) herkes için eşit olabilmek.Ego var oldukça kolay olmayacaktır tabii ki bu kadar törpülenmek.Ancak tilkinin de dediği gibi; “insan evcilleştirmeyi kabul etti mi, biraz gözyaşını da göze almalı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: www.kucukprens.org Erişim Tarihi:02.12.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2: Had Gadia üzerinde var olan tartışmalara rağmen genellikle İsrail'e ait olduğu kabul edilen bir çocuk şarkısıdır.El Kavretiko olarak da bilinir.Dinlemek için; http://www.vidivodo.com/172105/free-zone-had-gadya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3: (Y.N):Küçük Prens'te B612'yi keşfeden Türk "diktatör" Mustafa Kemal, B612 ise Mustafa Kemal'in Türk Tarih Kurumunu kurmasına vesile olan ve araştırılmasına dair yazılı emir verdiği Kayıp Mu Kıtası(Atlantis)dır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hale BAYRAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-227657918431041106?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/227657918431041106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/b612den-dunyaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/227657918431041106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/227657918431041106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/b612den-dunyaya.html' title='B612&apos;den Dünya&apos;ya'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-6390191806792087727</id><published>2009-12-18T16:44:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T16:45:42.626+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Merve Dumlupınar ASLAN'/><title type='text'>Prens</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;The Prince, Machiavelli’nin, Medici Ailesi’nin Floransa’daki hakimiyetini artırması ve gücüne güç katması için bir yol gösterici olarak kaleme aldığı bir eser. Machiavelli’nin çok keskin hatlarla çizdiği The Prince portresinde, onun ülkesinin güç ve dengesini koruyabilmesi için gerekli olabilecek her türlü acımasızlık ve ahlaksızlığın meşruluğunu ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. yy.da en güçlü olma hevesiyle dini kullanarak müslüman-yahudi soykırımı yapan Kral Ferdinand kimliğindeki prensin siyaset anlayışı, bügün de aynen varlığını sürdürmektedir. İktidarı ellerinde tutanların rejimlerini devam ettirebilmek içinher türlü yolun mübah olduğu yönündeki Makyavelist anlayışları, aslında dünyanın dengesini bozmakta ve insanlığı kasıp kavurmaktadır. Evanjelist inancına sahip Bush’un kendisini Tanrı tarafından görevlendirilmiş bir elçi sıfatıyla görüp meşrulaştırdığı Irak katliamı buna en iyi örnektir. Makyavelist anlayış, ABD-İsrail ikilisinin dünya üzerindeki işaretleri meşrulaştırırken de bir günah babası olarak apaçık kendini ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir prens onur sahibi olmalı, cesaret, , dürüstlük örneği göstermeli evet; ama kendi çıkarları uğruna soykırım icra eden bir anlayış ne kadar onurlu bir davranış sergilemiştir acaba? Prens’in onuru sadece kendi milletinin çıkarları söz konusu olunca mı devreye giriyor acaba? Dünyanın küreselleştiği, post-modernizmin geçerli olduğu şu dönemde, çağımız prensinden beklenen kucaklayıcı olmasıdır din, dil, ırk gözetmeden. Temelde insan olmanın, özelde lider olmanın gereği olan prensin adaleti, sınırları aşarak kuşatmalı bütün alemi. Sergilediği tutarlı davranışları ve özüyle sözünün örtüşmesiyle bir model olma yükümlülüğünü en iyi şekilde taşımalıdır. Prens olmanın bir ayrıcalık değil, beraberinde ağır bir sorumluluk getirdiği bilinciyle toplumda barışı, sukuneti ve refahı sağlamaya azmetmelidir. Şimdi ki durumdan daha iyi bir geleceği öngörebilme yeteneğiyle ileriye dönük, getirisini götürüsünü hesaplayarak geniş planlar yapabilme ve bunu yüksek özgüveniyle uygulamaya koyabilme kabiliyetine sahip olabilmelidir bir Prens. Bulunduğu ortama hakim olabilmeli, her bakışı, her adımı birşeyler atmalı tebasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, en önemlisi de Prens bir misyona sahip olmalı ve bunun için mücadele; insanca yalnız ve yalnız insanlığın huzur ve barışı için yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://nedir.antoloji.com/evangelist"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://nedir.antoloji.com/evangelist&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.felsefe.gen.tr/machiavelli_makyavel_prens_kitabi.asp"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;www.felsefe.gen.tr/machiavelli_makyavel_prens_kitabi.asp&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Merve Dumlupınar ASLAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-6390191806792087727?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/6390191806792087727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/prens.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6390191806792087727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6390191806792087727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/prens.html' title='Prens'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-515720876975987018</id><published>2009-12-18T16:41:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T16:58:52.839+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müge ZÜMRÜTBEL'/><title type='text'>Sounds of Venice</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sesler neye göre müziktir ve buna kim karar verir? Maria Callas’a şarkıcı mı denir yoksa gürültücü mü? Aydın Esen müzisyen ama ben neden değilim? İdil Biret’in mutlak kulağı olması ya da bir kere deşifre ettiği eseri ikinci çalışında ezberden çalması neyi değiştirir? Yoksa hepsinden keyiflisi yan komşunun duşta söylediği şarkılar mıdır acaba? Ya ben bunu beğeniyorsam? İşte, 20. yüzyıl klasik müziğinde, “düzenin nasıl olacağına karar verme” fikrine karşı gelişen yaratıcılık tutumu, bu ve bunun gibi sorular neticesinde çağımız klasik müziğinin ana görüşü oldu ve bu noktadan sonra “klasik müzik” kavramı kendi düzleminde yerini “Yeni Müzik”e bıraktı. Bu yeni çağın en önemli isimlerinden biriyse şüphesiz müzik filozofu olarak anılan ve “her yerde her şey müziktir” diyen John Cage oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise yıllarında John Cage’in müziğiyle tanıştığımda, aşırı tutucu ve klasikçi beğeni kriterlerim onu bloke etmiş ve yıllarca kulaklarımdan içeri sokmamıştı. Fakat şunu da kabul ediyorum; hala tutucu sayılabilecek bir dinleyici olarak, duyu sınırlarım dışında, fikirlerine hayran olduğum bir John Cage gerçeği var. Kendisinin de en sevdiği ve en önemli çalışması, 1952 yılında değil Cage'in, bütün müzik tarihinin belki de en ilginç konserine sahiplik eden 4' 33''dir. Kompozisyon, 4’33’’ boyunca icracıların sessizce yerlerinde oturmaları üzerine kurulur. Her icra edilişinde sessizlik rastlantısal seslerle bozulur ve eser yeniden bestelenmiş olur. Kısacası, “John Cage?” diye sorarsanız “rastlantısallık”, “deneysellik” ve “hayattaki bütün seslere kucak açmak” diye bir cevap alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle son 25 yıllık döneminde eserlerinde teknolojiyi yoğun olarak kullanan John Cage’in 1959 yılında kompozisyonunu yaptığı “Sounds Of Venice” adlı eseri ise isminden de belli olduğu üzere bir şehrin sesleriyle yapılmıştır. Eserde şarkı söyleyen bir adam vardır ama bu adam bilinçli olarak bu eser için şarkı söylemez. Çünkü şarkı söyleyen adam “gondolcu”dur ve büyük ihtimalle o sırada birinin sesini kayıt ettiğini bilmiyordur. Eserin diğer kahramanları ise, cıvıldayan kuşlar, bir insan miyavlıyormuş hissi uyandıran bir kedi, çalınan kilise çanı, telefon sesi, yürüyen birinin ayak sesleri, klasik jazz orkestrasının çaldığı bir parçadan kesit, derince çektiği sigara dumanını üfleyen biri ve bir takım daha az belirgin sesler…Bazı çok belirgin sesler dışında gerisi sizin hayal ettiğiniz Venedik olacaktır. Belki Büyük Kanal 'ın girişinde Santa Maria della Salute Kilisesi'nin önünde vaporettodan inmiş, telefonu çalan ama önündeki “Beni sev” diye sırnaşan kediyi sevmekten telefonuna bakamayan bir turistsinizdir. Dar sokaklara dalıp yürürken bir sigara yakmışsınızdır, cd’den klasik caz çalan bir kafenin önünden geçip otelinize doğru yola koyulmuşsunuzdur ya da şarkı söyleyen o gondolcunun ta kendisisi de olabilirsiniz. Bir şey kesin ki, John Cage’in bu eserini açıp, gözlerinizi kapadığınızda, Venedik’i hiç görmemiş de olsanız, sokaklarında yürürken “gondolcu”yu dinliyor olacağınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.johncage.info/index1.html"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;http://www.johncage.info/index1.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; (discography)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Müge ZÜMRÜTBEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1&lt;&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-515720876975987018?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/515720876975987018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/sounds-of-venice.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/515720876975987018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/515720876975987018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/sounds-of-venice.html' title='Sounds of Venice'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-6578521633627486456</id><published>2009-12-18T16:38:00.003+02:00</published><updated>2009-12-18T17:01:12.347+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Murat SEZGİ'/><title type='text'>Venedik Bienali</title><content type='html'>Dünyanın en çekici ve doyurucu bienallerinden birisi olan Venedik Bienali ilk olarak 1895 senesinde düzenlenmiştir. 1930 senesi içerisinde eklenen ve ortaklaşa yürütülen müzik, sinema, tiyatro festivalleri ile birlikte yaklaşık 300000 katılımcıyı ağırlamaktadır. Geçtiğimiz ekim ayının üçünde gerçekleşen Selim Sesler konseri vasıtasıyla, turne menejeri olarak Bienal’i görme fırsatım oldu. Yukarıda bahsettiğim iç içe geçmiş festivaller bütününün müzik ayağı, grubun gerçekleştirdiği konser ile son buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir coğrafi olarak “Burada Bienal yapmalıyız!” deyip öyle kurulmuş gibi adeta. O köprüden bu köprüye yürümek yorucu olsa da, birbirine yürüme mesafesinde olan mekanlar sayesinde size İtalya’nın Bienal şehrine gelmişsiniz gibi hissettiriyor. Şehrin tamamı etkinlikler ile bütünleşmiş durumda. Bienal biletleriyle indirimli veya ücretsiz ulaşım, biletini gösterene her yerde indirimli yemekler vb. Kolaylıklar sağlıyor. Bu şekilde, İstanbul’daki gibi etrafa 50cm*70cm posterler yapıştırmak yerine, tüm şehir ve yaşayanları size bütünüyle bir bienal deneyimi yaşatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da me şekilde uygulanabilir bilmiyorum ancak parçası olduğumuz çağdaş müzik festivali 53. yaşını kutluyor ve Bienal’in kitlesi ile muhteşem bir ahenk içinde bulunuyor. Değinmeden geçmemek lazım, “merchandising” öyle iki tane tshirt, kitapçık falan değil. Venedik Bienal’i silgisi, çakmağı, shot bardağı, ansiklopedisi, büyük broşürü, defterleri... Aklınıza ne gelirse! İnsanların bu ürünleri almak için ite kaka kapışmalarına da şahit oluyorsunuz, bu da ne denli önemli bir etkinliğin parçası olduğunu hissettiriyor insana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venedik batar mı batmaz mı tartışmaları devam ededursun, en az tarihi binaları, coğrafyası kadar öneme kavuşmuş şehrin şanslı Bienali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Venedik Bienali internet sitesi: www.labiennale.org/en/biennale/history&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;Murat SEZGİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-6578521633627486456?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/6578521633627486456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/venedik-bienali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6578521633627486456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6578521633627486456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/venedik-bienali.html' title='Venedik Bienali'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-6708039434068751792</id><published>2009-12-18T16:36:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T16:38:23.686+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sibel AKSU'/><title type='text'>Venedik’te Kış</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;Daha önce Venedik’i hayal ettiniz mi ya da gitmediyseniz eğer, düşlerinizdeki Venedik nasıldır? Ben hep güneşin pırıl pırıl aydınlattığı, neşeli –ki bunda Venedik Karnavalı’nın etkisi yadsınmaz- bir kent hayal ederdim. Esbjörn Svensson Trio’nun “Winter in Venice” albümüyle tanışana kadar... Sonrasında fotoğrafların, filmlerin ve anlatılanların aksine kendimi, karlar altındaki Venedik sokaklarında, ağlamaklı bir ruh haliyle, kulaklarımda “At Saturday” adlı parçanın birinci bölümü çınlarken bulmak, benim yeni Venedik rüyam oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venedik’e bakış açımı değiştiren, İsveçli caz piyano üçlüsü olan grup, albümü oluşturmadan önce bir kış Venedik’te yaşayıp ardından, öncesinde hiçbir hazırlık yapmadan, üç gün boyunca kendilerini stüdyoya kapatıyor ve doğaçlama olarak çalıyorlar. Müzikal kaygılardan arınıp, sadece kentin hissettirdiklerini notalarına dökebilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Venedik’in sanatla bütünleşmiş yapısının etkisiyle olsa gerek, diğer albümlerinin aksine bu albümde elektronik müzik ritimleri kullanmamayı tercih ediyorlar. Yazın kalabalığından nispeten uzak, kasvetli kış Venedik’in etkisiyle de kariyerlerinin en naif, en dingin albümlerini oluşturuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup, albümü çıkardıkları 1997 yılından 11 yıl sonra grubun piyanisti, aynı zamanda beyni olan Esbjörn Svensson’un dalış sırasında hayatını kaybetmesi sonucu belki de bir daha hiç uyanmamak üzere derin bir uykuya dalıyor ardında birbirinden güzel notaları bırakarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sibel AKSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-6708039434068751792?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/6708039434068751792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/venedikte-ks.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6708039434068751792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6708039434068751792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/venedikte-ks.html' title='Venedik’te Kış'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1638146341360587836</id><published>2009-12-18T16:32:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T16:36:14.271+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müge ZÜMRÜTBEL'/><title type='text'>De La Vertu (1)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tabiatı gereği insan, değişken ruh haline sahiptir. Bulunduğu ortama ve koşullara bağlı olarak takındığı hal şekil değiştirir, esnektir. Hayatın değişkenliği paralelinde ne kadar insan varsa o kadar da değişken ruh hali vardır. Toplumsal ilişkiler ve egemen zihniyetin insana şekil vermesinin yanında, bir de insanın kendi kontrolünde olan bir şekil alma hali vardır. Bu ruhsal bir güçtür. Adı da “erdem”dir. Azim ve sağlam karakter gerektirir. Süreklilik ister. Bazı durumlarda gösterilecek bir tutum değil her olayın içinde gösterilebilmesi esas olan bir tutumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanı, olaylar ve durumlar karşısında alacağı tavırlar ve vereceği kararlar belirler. Bir yerde cesur ve gözü pek bulduğumuz bir kişi başka bir yerde korkak ve pısırık davranabilir. Bu garip davranış değişikliğinde kasıt ve karakter düşüklüğü söz konusu ise bağışlanamaz ama çoğunlukla insanı içinde bulunduğu öfke, baskı, korku, yoksulluk, zorunluluk gibi durum ve şartlar farklı davranmaya iterler. Montaigne “Yattığım yöne göre ruhum bir görünüm alır”(2) der.Fakat Montaigne’nin aradığı asıl insan tipi bu kadar çok değişken ve tezatlıklar gösteren insan değildir. Övülecek olan insanın kendisi değil, onun eylem, davranış ve kararlarıdır, erdemidir. Bu ideal tipte erdemli bir insan olmak da, böyle bir insan bulmak da kolay değildir. Lâtin filozofu Seneka’nın dediği gibi, “Hep aynı insan olmak çok zor ve büyük bir iştir.” (3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir de öfke duygusu vardır ki; hiçbir şey öfke kadar insan duygularını kontrolden çıkaramaz. Kızdığımız zaman bağıran, konuşan biz değil, hırsımızdır. Montaigne’in De La Vertu adlı denemesinde sözü geçen kıskanç kadın ve kocası hikayesinde, büyük bir öfkeye kapılıp cinsel organını kesen ve hakaretini irdelemek için kesik organını eşine atan adam, mantığı yerine gelince kendi kendinin kurbanı olduğunu anlar. Latince bir kelime olan “virtüs” cesaret, erkeklik anlamına gelir. Fakat Montaigne’e göre buradaki cesaret, öfke sonucu ortaya çıkmış anlık bir tepki ve cehaletten ileri gelen eylemdir, erdemsizliktir. İnsana ait olan tüm bu ruh hali değişimlerinde doğru olan, erdem anlayışını koruyabilmektir. Sorunların çözümü buradadır. Esas cesaret erdemli olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Montaigne- Denemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçesi : Sabahattin EYÜBOĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cem Yayınevi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-kitap (.pdf) sayfa : 70-71-80-81&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Essais de Montaigne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Par Amaury Duval&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-kitap (.pdf) sayfa: 196-211&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Doğan Kospançalı Fransızca metinden özet çeviri yapmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: Montaigne’in “Erdem Üzerine” adlı denemesi (FR)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2: Duran Nemutlu, Sosyal Bilimler Dergisi, Mayıs 2003, Cilt:27, No:1, Sayfa: 145 (Montaigne,T.2.,1968.405)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3: Montaigne- Denemeler ( Kitap-2 Bölüm 25) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Müge ZÜMRÜTBEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1638146341360587836?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1638146341360587836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/de-la-vertu-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1638146341360587836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1638146341360587836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/de-la-vertu-1.html' title='De La Vertu (1)'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8733551845025482898</id><published>2009-12-18T16:05:00.003+02:00</published><updated>2009-12-18T16:23:05.203+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ledün KIZILIRMAK'/><title type='text'>Bireysel Özgürlük</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Martin Luther “A Christian man is a perfectly free lord, subject to none.” Derken her bireyin kişisel bağımsızlığı olduğunu, aslında her insanın kendi kendinin rehibi olduğunu yani Tanrı ile arasına başka birine ihtiyaç olmadığını vurgulamak istemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endüljans alarak boş yere Kilise’yi zengin etmek, Kilise’nin kölesi olmak yerine birebir Tanrı’dan affını isteyip, tövbe edilebileceğini söylemiştir. Böylece Kilise’nin, Papa’nın kulu olacağına sadece Tanrı’nın kulu olabilecektir. Lakin bu sözüyle insanın her şeyi yapabilecek kadar özgür olduğunu söylemiş, bu soylemini dengelemek içinse; “A Christian man is a perfectly dutiful servant of all, subject to all.” demiştir. Böylece insanın topluma karşı sorumluluğu olduğunu, her kafasna eseni yapamayacağını belirtmiştir. İdeal birey, ideal toplum düzeni oluşturmuştur. Luther aslında bu düşünceleriyle dengeli, özgür bir toplumun temellerini atmıştır. Sadece Hristiyan topluluğu için değil, tüm insanlık adına, çağımıza kadar “gelen”, gelmesi gereken düzeni kurmak istemiştir. Çağdaş bir bireyin toplum içinde özgür olduğu kadar, uyması gereken kurallar ve diğer insanlara karşı sorumlulukları vardır. Her insanın hangi dine bağlı olacağına, kime, neye inanacağına, hangi partiye oy vereceğine, nerede ne yemek yiyip, ne işle meşgul olcağını seçme özgürlüğü vardır fakat toplumun belli başlı kurallarına da uymak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Martin Luther King Jr. Bunu şöyle özetlemiştir; “Bir şahıs, kendi bireysel kaygılarına dair dar kalıpları aşıp, tüm insanları ilgilendiren daha geniş sorunlara eğilemediği sürece yaşamaya başlamış sayılmaz.” (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;From Dawn to Decadence – Jacques Barzun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: www.brainyquote.com/quotes/keywords/individualistic.html&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ledün KIZILIRMAK&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1&lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8733551845025482898?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8733551845025482898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/bireysel-ozgurluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8733551845025482898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8733551845025482898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/bireysel-ozgurluk.html' title='Bireysel Özgürlük'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-44848028692228271</id><published>2009-12-18T15:57:00.002+02:00</published><updated>2009-12-18T16:04:58.701+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emel PİLAVCI'/><title type='text'>ÜTOPYA</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Thomas More'un kazandırdığı Ütopya kelimesi, -olması gereken devleti- anlattığı kitabı ve yalnız o ülkenin adı olmaktan çıkıp bu türdeki yazının genel adı olmuştur. Genel özellikleriyle, Thomas More'un Ütopya adındaki adasında mülkiyet ortaktır, herkes ihtiyaç kadar üretir ve ihtiyaçları kadar kullanır, Ütopya sakinleri günde 6 saat çalışmak zorundadırlar, geriye kalan zaman kendilerini bedensel ve zihinsel olarak geliştirebilecekleri çeşitli uğraşlara ayrılmıştır.Yurttaşlar yönetim ve varsa yönetimde oluşan çarpıklıklar hakkında konuştuklarında susturulmazlar ve Ütopyalılar savaşa karşı bir tutum benimsemişlerdir, esirlerin çocukları özgür ülke vatandaşı sayılırlar.&lt;br /&gt;Diğer bir ütopya da Francis Bacon'ın Yeni Atlantis'idir.(Bacon da lord chancellor'luk yapmış.) More'un toplumun çarpık düzenine karşı bir eleştiri niteliğinde yazdığı ütopyasında önem verilmeyen maddi güç ve para, Bacon'ın içinde yetiştiği dönem dolayısıyla yapılan yorumlara göre bu düzende çok fazla eleştirdiği bir konu değildir.(More, krala başkaldırarak chancellorluktan çekilirken, Bacon rüşvet aldığı için bu görevden uzaklaştırılmış.) Yeni Atlantis'te, Peru'dan Çin'e ve Japonya'ya giden gemiciler Yeni Atlantis diye anılan Ben Salem adasına varırlar, adalılar, bir mucize sonucu denizden yükselen bir ışık sütununun üstünde haç gördükten sonra Hıristiyanlığı benimsemişlerdir. Avrupalıları ahlaki açıdan eleştirirler, orada kötü,cinselliğin kullanıldığı hiç bir yer ve insan olmadığını, basitçe tanışıp evlendiklerini söylerler. Bacon, More'un ütopyasındaki eş seçimiyle ilgili bölümü eleştirerek evlenmeden önce birbirlerini çıplak gören çiftlerin beğenmedikleri takdirde karşı tarafı reddetmelerinin hakaret olduğunu, buna Yeni Atlantis'te her şehrin yakınındaki iki havuzda evlenecek olan çiftlerin arkadaşlarının evlenecek olanları çıplak görmelerine izin vererek daha iyi bir çözüm bulunduğundan bahseder. More için uygarlık, halkın yönetime eşit haklarla katılması ve servetin eşit dağılımıyken Bacon'a göre ön planda olan yönetimden çok bilimin ilerlemesidir, ona göre uygarlık bilimin insan hayatına egemen olmasıdır.''Yeryüzünün en soylu kurumu'' olarak nitelendirdiği Süleyman'ın Evi adındaki bilimsel çalışma kurumundan ve burada yapılan ameliyatlardan,meteoroloji kulelerinden ve aşılamalardan söz eder.&lt;br /&gt;Ben Salem'i bu araştırma kurumunun önde gelenleri yönetir. Platon'da da olan kendi çıkarlarını gözeten oligarşik bir yönetim isteği açısından benzerlikler gördüm(filozofun devleti yönetmesi,zengin bilim adamlarının Atlantis'i yönetmesi). Ütopya'da eğitim, tüm halka katkı sağlayan, geliştiren ve toplu ilerlemeyi sağlayan bir uğraşken Yeni Atlantis'te biraz daha halktan kopuktur.&lt;br /&gt;Diğer bir ütopya ise Tommaso Campanella'ya ait Güneş Devleti'dir. (Civitas Solis) Bu kitabı, İspanyol boyunduğuna karşı katıldığı ayaklanma sonucu 27yıl mahkum edildiği zindanda yazmıştır.Kitabında Ütopya'dan esinlendiğini anlatır.Güneş Ülkesi'nde de halk ülkenin varını yoğunu paylaşır ve birlik içinde yaşarlar, yemekler ortak sofrada yenir, burada yaşayanların evleri, odaları, tüm eşyaları ortaktır.(Moskova'daki bir parkta Marksizm'e katkıda bulunan on düşünürün adının arasında Thomas More ve Campanella'nın da isimleri varmış.) Güneş Devleti'nde maddiyatın önemi azaldıkça insana duyulan sevginin arttığı düşünülür, burada başka dinlere de saygı vardır ve şükrettikten sonra ayrım gözetmeksizin Hristiyan,Pagan,Yahudi kahramanlar hakkında hikayeler de anlatılır. Günde 4 saat çalışırlar ve geriye kalan zamanı Ütopyalılar gibi sanat,bilim ve diğer uğraşlara ayırırlar. Hasat ve ekim zamanlarında imece usulü çalışırlar ve kadın-erkek ayrımı yoktur. Bilim Ütopya'daki kadar önemli ve din etkisinden uzaktır.Yeni Atlantis etkisiyle yelkensiz ve küreksiz gemiler yaptıklarını söylerler. Ülkeyi rahip yönetir (oysa Ütopya'da laik bir yönetim vardı). Sağlıklı bir soy yetiştirmeye çalışırlar. Yöneten rahip kalıcıdır ve ancak kendi isteğiyle yönetimi devredebilir. Astrolojiye kadın-erkek ilişkilerinde önem verilir, eş seçimi beden durumları göz önünde bulundurularak yönetim tarafından bireyler için yapılır. Ütopyalıların aksine savaşmayı severler.Cinselliğin toplum yararına düzenlendiği söylenir. Burada makinalar önemlidir (Aristotales'in ''gerekli makinalar olsa kölelere gerek kalmazdı'' düşüncesi etkisiyle olabilir.) Karşılaştırınca Ütopya'nın, diğer iki ütopyaya göre en ılımlı ve mantıklı olan olduğunu düşünüyorum, Bacon'ınki siyasi ve yönetimle ilgili bir tablo çizmekten çok bilimin geliştirildiği ve tek amacın bu olduğu bir yer, Güneş Devleti de, devletin bireylerin hayatında daha çok söz sahibi olduğu, daha çok etki ettiği ve özgürlüğün daha çok kısıtlandığı bir yer gibi, hatta günümüz distopyalarına neredeyse benziyor. Daha az duygu, makineleşmiş bireyler, ''akıl'',''güç'',''sevgi'' diye, Orwell'in 1984'ünde olduğu gibi üçe ayrılmış, özel hayata daha çok etki etmeyi kendisinde hak gören yönetim... Ütopya'daki haliyle neredeyse tam anlamıyla olması gereken, en iyi yönetim gibi ancak hayata geçtiğinde ne kadar iyi de devam etse etkiler sonucunda ve işin içinde insan faktörü ve egosu olduğu için zamanla saflığını kaybeden bir durum var, bu etkenler olmasa belki hiç bir ütopya distopyaya dönüşmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Emel PİLAVCI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 2 &lt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-44848028692228271?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/44848028692228271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/utopya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/44848028692228271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/44848028692228271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/utopya.html' title='ÜTOPYA'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3485555085548592756</id><published>2009-12-13T16:34:00.007+02:00</published><updated>2009-12-20T11:57:20.743+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eyüp Emre UÇARAY'/><title type='text'>benim küçük ayafosyam</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-1274befbf3a80a63" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v8.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1274befbf3a80a63%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3473E0983EB1F01486AA59186EBA39955C030B4E.156992A913C0E128A61A1ADEE1D3D104931EFB38%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1274befbf3a80a63%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DC2ctsy_fuDg4pWFYGqSTLJK8UcA&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v8.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1274befbf3a80a63%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331764225%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3473E0983EB1F01486AA59186EBA39955C030B4E.156992A913C0E128A61A1ADEE1D3D104931EFB38%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1274befbf3a80a63%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DC2ctsy_fuDg4pWFYGqSTLJK8UcA&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;Eyüp Emre UÇARAY&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&gt; Grup 3 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3485555085548592756?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=1274befbf3a80a63&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3485555085548592756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/benim-kucuk-ayafosyam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3485555085548592756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3485555085548592756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/benim-kucuk-ayafosyam.html' title='benim küçük ayafosyam'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-5804100903639950377</id><published>2009-12-08T21:50:00.002+02:00</published><updated>2009-12-08T22:00:31.658+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buket Gonca GÜL'/><title type='text'>FENİCE TİYATROSU</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sx6v5_18U5I/AAAAAAAAAFU/QbF6YeUnAEA/s1600-h/adsız.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sx6v5_18U5I/AAAAAAAAAFU/QbF6YeUnAEA/s200/adsız.bmp" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412957213071004562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style=" margin:0pt 0pt 12pt"&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  Venedik... Kanallar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yla, karnavallar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yla, ticaretiyle, k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r ve sanatla i&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;i&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;e olu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;uyla t&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;m d&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nyan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n g&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;z&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;zerinde oldu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;u azizleriyle korunan merak uyand&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ran bir kent. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ehir y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;zy&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;llard&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r ticaretten sanata bir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ok alanda d&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;üşü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;me ve geli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ime u&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ram&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ış&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;t&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r. Zaman&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nda t&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ccarlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n hakim oldu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;u kent, bug&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n binlerce mimar ve sanat&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;çı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n ayr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ca sanatsever turistlerin hakimiyeti alt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;na girmi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;tir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ehir sadece merkeziyle de&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;il &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;evresindeki irili ufakl&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;bir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ok adayla birlikte gezilmesi ve ke&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;fedilmesi gereken yerlerden biridir. Bug&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n ba&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ba&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;şı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;na bir marka olan Venedik, bu marka halini cam m&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;zeleriyle, her y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l yap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lan karnavallar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yla, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nl&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Venedik Bienali&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ile korumakta. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ehrin en &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nemli yap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;s&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;olan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fenice Tiyatrosu (Teatro La Fenice)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;da &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ehre katk&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;bu ba&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lamda hi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;eksik etmemi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;tir. Yap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;d&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nya genelinde bir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ok operan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n pr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;miyerine ev sahipli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;i yapm&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ış&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;t&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r. Bunlardan baz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;; Beatrice di Tenda (Vincenzo Bellini)(1833), Emani (Giuseppe Verdi)(1844), Signor Goldoni (Luca Mosca)(2007)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;dir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;aas&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1792 y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nda biten binan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n ad&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n ingilizce anlam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;phoenix&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yani k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;llerinden yeniden do&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;an anlam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;na gelir ki bu da bize binan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n 1836 ve 1996 y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;llar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nda iki kez tamamen yan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;p k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l olu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;unu ve yeniden yap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ışı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;hat&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;rlat&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r. 2003 y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nda Unesco taraf&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ndan yap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lan restorasyonla kullan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;m&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;na devam edilen yap&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;g&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;m&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;zde bienalden m&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;zik festivallerine kadar bir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ok alandaki etkinliklere ev sahipli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;i yapar. Venedik merakl&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;s&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;turistlerin ilgi oda&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;halindedir. Fenice Tiyatrosu art&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;k sadece Venedik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;in de&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;il t&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;m d&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nyan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;n en &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Lucida Grande';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nemli sahnelerinden biridir.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=" margin:0pt 0pt 12pt"&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Fotoğraf, Fenice Tiyatrosu’nun izleyici kısmı, Wikipedia &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Apple Casual';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Buket Gonca GÜL&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Gill Sans';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Gill Sans';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Gill Sans';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:'Gill Sans';color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-5804100903639950377?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/5804100903639950377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/fenice-tiyatrosu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/5804100903639950377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/5804100903639950377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/fenice-tiyatrosu.html' title='FENİCE TİYATROSU'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sx6v5_18U5I/AAAAAAAAAFU/QbF6YeUnAEA/s72-c/adsız.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8956193565027439474</id><published>2009-12-08T21:43:00.002+02:00</published><updated>2009-12-08T21:48:21.058+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eren ARIKAN'/><title type='text'>ULAŞIM</title><content type='html'>&lt;p style="margin:0pt; text-align:center"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Burası öyle bir ülkeki burada ki insanlar zamanın ve doğanın kıymetini anlamışlar. Zaman, onlar için boşa harcandığında kendilerine ayıracakları vaktin azalması anlamına geliyor. Bu insanlar doğanın da önemini farketmişler. Kendilerine bu konuyu sorduğumuzda size çok basit bir cevap veryorlar. “doğa olmazsa biz de olmayız”.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu toprakların insanları hayatta kalmak için çalışmak zorunda olduklarını kabul etmişler. Ancak bizden farklı olarak şartları güzelleştirmek çin gerekenleri yapmışlar. Örneğin toplu ulaşım sistemleri oldukça basit ve köklü. Tüm şehrin ana hatlarında olduça gelişmiş ve rahat bir raylı ulaşım sistemi var. Ve tüm bu sistem yerin altında ilerliyor. Böylece yer üstünde insanlara ve doğaya kalan alan olukça artıyor. Yer üstünde ise herkesin kendi arabası yok. Otoyollarda kullanılan araçlar sadece acil durumlarda kullanılan itfaiye, ambulans, gibi araçlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Araba kullanmak toplum bireyleri tarafından ayıplanıyor. Ara sokaklara ulaşımsa neredeyse her sokak başına gelen elektirkli küçük trenlerle sağlanıyor. Şehirde kullanılan tüm raylı ulaşımın enerjisi şehrin dışında oluşturulmuş bir güneş enerjisi merkezinden üretliliyor ve araçlara dağıtılıyor. Böylece doğaya salınan zehirli gaz sorunuda ortadan kalkmış oluyor. Trafik sorunununda ortadan kalkmış olması insanların evlerine ve işlerine giderken harcadıkları zamanda en aza iniyor. Böylece bu insanlar kendilerine çok daha fazla zaman ayırabiliyorlar ve bu kişisel gelişimlerine olumlu katkı sağlıyor. Tüm ulaşımlarını doğaya saygılı enerji kaynakalrı ile beslendikerli için temiz bir ortamda daha sağlıklı yaşayabiliyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ayrıca toplu taşımayı her zaman makul kılmak adına tüm bu taşıma araçları ücretsiz. Zaten kullanılan enerji ucux olduğundan ve vatandaştan alınan vergikerinde bu yönde adil olarak kullanılmasıyla yöneticilere Hiçbir ek külfet getirmiyor ve ülke insanları stresin, kirliliğin ve masrafın yok denilecek kadar az olduğu güzel bir ülkede yaşıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt" align="right"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;Eren ARIKAN&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin:0pt" align="right"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman'; font-weight:normal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8956193565027439474?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8956193565027439474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/ulasim.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8956193565027439474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8956193565027439474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/12/ulasim.html' title='ULAŞIM'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-270008480823867357</id><published>2009-11-15T15:03:00.003+02:00</published><updated>2009-12-16T00:55:08.154+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tuğberk BÖRÜ'/><title type='text'>Radyokafa TOM</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Adı Thom, soyadı Yorke. İngiliz. Tek gözü doğuştan tembel. İlkokulda bu arızası yüzünden korsan lakabıyla anılıp arkadaşlarının oyunlarına dahil olamadığı günden beri hayata karşı tepkili. "Hayattan intikamımı yaşayarak alıyorum." diyecek kadar hayattan nefret eden bir adam bu fakat nedense onunla ilgili ettiği laflar nedense "Siz giderken ben geliyordum." diyen cinsten. Sanatçı olmasından mütevellit çağını sevmeyenlerden. 97 de grubuyla beraber yayınladıkları "Pablo" albümünün 2. şarkısında "I dont belong here" diye avaz avaz bağırıp bir çok insana “Biz de buraya ait değiliz!” dedirtebilmiş bir müzisyen, şarkıcı, besteci, söz yazarı kendisi.Müzikal açıdan incelendiğinde, uzmanların varabildiği tek ortak nokta bu adamın müzik dünyasına gelen dahilerden biri olduğu. Eserlerinde matematiksel bir akor\nota dizilişi olmasa da onu dinleyenler ilk defa dinlediği bir şarkıda onun imzası olup olmadığını anlıyabiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Müzikal zekası ve hayata bakışı dışında protest tavrı ile de saygı görüyor insanlar tarafından. Popüler olmaya başladığı dönemde, gazetecilerin "Sıradaki intihar edecek şarkıcı sen misin?" temalı sorularından sıkılınca röportaj tekliflerine uzunca yıllar cevap dahi vermiyor. Bunun haricinde, Tony Blair karşıtlarıyla birlikte en önde slogan atıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;İlkeli, yaratıcı, radyo kafa bir adam. Bana göre olması gerken, Maradona gibi adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;Tuğberk BÖRÜ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-270008480823867357?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/270008480823867357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/radyokafa-tom.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/270008480823867357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/270008480823867357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/radyokafa-tom.html' title='Radyokafa TOM'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1366096342319931886</id><published>2009-11-15T15:01:00.002+02:00</published><updated>2009-11-15T15:06:32.561+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Murat SEZGİ'/><title type='text'>Sanatçı Olmaya Dair</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Sanatçı tanımı Türk Dil Kurumu’na göre ‘‘yaratıcı ve olağan dışı nitelikleri olan, sanat yapabilecek yetkide olan kişi’’ şeklinde yapılmıştır. Peki sanatçıları diğer kişilerden ayıran bu olağan dışı nitelikler nelerdir? Nedir onlara yaratıcı olmaya götüren?&lt;br /&gt;Patti Smith, çağımızın punk-rock hareketinin en önemli temsilcilerinden, şarkıcı, söz yazarı, şair ve fotoğrafçı. Kendisinden sonra gelen R.E.M, Morrissey gibi birçok önemli sanatçı ve müzik grubuna ilham kaynağı olmuş bir eylemci, aktivist.&lt;br /&gt;Mutlu bir çocukluk geçirdiğini, ancak büyük maddi sıkıntılar yaşadıklarını belirten sanatçıyı Amerikalı sanatçıların çoğunluğundan ayıran olay, ilk bas gitaristi Ivan Karl’ın bir Çekoslovakya mültecisi olması ile başlıyor. Bu olay, genelde ülkesinin sorunlarının dışına pek de çıkamamakla suçlanan Amerikalı sanatçıların aksine, dünya meseleleri üzerinde düşünülmesi gerektiğini hissettiriyor Patti Smith’e. Onlarca savaş karşıtı şiir, şarkılar, fotoğraf sergileri açıyor dünyadaki zulümlere dikkat çekmek adına.&lt;br /&gt;Din, Patti Smith’in hayatında önemli bir rol üstleniyor. Gençliğinde sırt çevirdiği İsa, ilerleyen yaşamında kendisinin en önemli dostu, kurtarıcısı oluyor. Bu tip değişimleri de: ‘‘Sanırım hayatım sürekli ayarlamalar ve düzeltmeler ile geçti’’ şeklinde açıklıyor. Patti Smith, insanın değişebileceğini düşünenlerden.&lt;br /&gt;Çağımız sanatından, yaşayışından pek de memnun olmayan bir sanatçı. Çağı ile fazla barışık değil. Sanatın fast-food kültürüne yenik düştüğünü, Hollywoord’un sinema sektörünün Mc Donalds’ı olduğunu düşünüyor. 60’lı yılları atlatabilen kişilerin gerçek birer kahraman olduğunu düşünüyor ancak birçok röportajında da belirttiği gibi o günleri de aramıyor değil.&lt;br /&gt;Kişisel yaşamında çok sevdiği kişileri arka arkaya kaybetmesi, ki bunlar; kocası, kardeşi, çok sevdiği klavyecisi ve büyük bir hayranı olduğu Kurt Cobain’dir, gençliğinde yaşadığı maddi krizler, dünya meseleleri, din ve günümüz kültürüne olan tepkileri Patti Smith’i bize kazandıran başlıca elementler ve aynı zamanda sanatçı kimliğinin en önemli besin kaynakları olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;b&gt;Referanslar:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;http:\\en.wikipedia.org/wiki/Patti_Smith&lt;br /&gt;http:\\www.brainyquote.com/qotes/authors/p/patti_smith_2.html&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" font-weight: bold; font-family:verdana;"&gt;Murat SEZGİ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" font-weight: bold; font-size:x-small;"&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1366096342319931886?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1366096342319931886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/sanatc-olmaya-dair.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1366096342319931886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1366096342319931886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/sanatc-olmaya-dair.html' title='Sanatçı Olmaya Dair'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3168407861045620153</id><published>2009-11-13T18:21:00.002+02:00</published><updated>2009-11-13T18:29:30.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buket Gonca GÜL'/><title type='text'>TA K VA</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Film günümüz Türkiye’sinde belli bir tarikata bağlı olarak yaşayan, Tanrı ibadetini gerçekleştiren karakterlerin içine düştükleri kararsızlıkları, ikilemleri ve tutarsızlıkları yansıtıyor. Filmi izlerken Luther’in 95 maddelik tezini düşünmemek elde değil. Hatta tarikat Şeyh’inin söylediği bir cümle Luther’in karşı çıktığı noktalardan birine işaret ediyor. Şeyh’e göre dünya işlerini yapmak için zihinden çok kalp açıklığı gerekiyor. Eğer zihin açıklığı daha çok olursa bunun şeytanın işi olduğuna inanıyor ve cemaatini de bu doğrultuda işliyor. Tarikata bağlı insanların sadece kalpleriyle inanmalarını ve bu doğrultuda iyi birer müslüman olmaları için gerekeni de yapmalarını istiyor. Tabii bu gerekenler para ile oluyor. Elbetteki kendi için birşey istemiyor. Dergah için istiyor. Çünkü dergah Tanrı’nın. Dolayısıyla  orası için toplanan kiralar, paralar Tanrı için toplanmış oluyor. Luther’in tezinin 28. maddesinde olduğu gibi paranın para kutusuna atılmasıyla, ancak kârın ve hırsın artacağı1 filmin ana karakteri Muharrem( Erkan Can) tarafından bize gösteriliyor. Önceleri kendi halinde yaşayan, işinden evine, yeri geldiğinde tarikatın zikirlerine katılarak Tanrı’ya olan ibadetini yerine getiren Muharrem, zamanla kendini bedensel arzularıyla boğuşurken buluyor. 3. maddede de denildiği gibi bedene dışsal olarak çeşitli ıstıraplar vermeyen, nefsi köreltmeye yaramayan içsel tövbeler yoktur.2 Dolayısıyla Muharrem’in bedensel arzularına yenik düşmeme çabası onu çok yoruyor. Tabii dergahın zengin fakir demeden hatta en günahkâr, içki içen, haram para kazanan adamdan bile dergah için para toplatması Muharrem’i içinden çıkamayacağı, inançlarıyla ters düşen bir duruma sokuyor. En kötüsü ise tasvip etmediği maddesel olguların ağına kendisinin de düşüp haram para kazanması. Kendisini içinde bulduğu bu yanlışlar ve tutarsızlık dünyası onu aklını yitirmeye kadar götürür. “Hiç kimse kendi pişmanlığında samimi olup olmadığını bilemez, tam bağışlanmaya kavuşup kavuşmadığını ise hiç bilemez” (Luther, Madde 30, 95 Maddelik Tezi, 1517). İşte bu bilememe durumu insanı çıldırtır. Karşı olduğu herşeyin Tanrı’nın adı kullanılarak yapılması tam bir ikiyüzlülüktür. Üstelik tüm bu yanlış davranışlardan sonra kendisine “adam oldun” denilmesi daha da düşündürücü. Önceleri gerçek bir inanan, doğru yolda ilerleyen mütevazı bir müslümanken, lüks arabalar, takım elbiseler, fakirden zorla alınan paralar Muharrem’i adam yapmıştı. Demek ki inanandan çok parayı veren asıl inanan&lt;br /&gt;(!).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;1 Luther, Madde 28, 95 Maddelik Tezi, 1517&lt;br /&gt;2 Luther, Madde 3, 95 Maddelik Tezi, 1517&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;Buket Gonca Gül&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3168407861045620153?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3168407861045620153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/ta-k-va.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3168407861045620153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3168407861045620153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/ta-k-va.html' title='TA K VA'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1566159680212415406</id><published>2009-11-11T19:39:00.002+02:00</published><updated>2009-11-11T19:42:33.332+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='M. Aysima DÖŞEREL'/><title type='text'>GALATA KULESİ</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;İzlediklerimin arasında en çok Galata Kulesi'nin anlatımı etkiledi beni. Anlatıcı Galata Kulesi'ni anlatırken tarihi bilgileri, yapının mimari bilgileri, - küçük bir araştırma ile her yerden bulabileceğimiz bilgiler- haricinde bize eli, kolu, gözü, kulağı olan yani yaşayan bir varlığı anlattı. Kendi yorumlarını katarak kulenin mutsuzluğundan bahsetti. Onca restıreye rağmen dışarıdan bakıldığında alabildiğine baş döndürücü ve heybetli olan İstanbul'un en güzel gözünün gece olduğunda o güzel manzaraya kör baktığını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz mekanlarımızı anlatırken güzelliklerinden bahsettik, evet hepsi İstanbul'un binlerce güzelliğinden biriydi fakat hepsinin talihsiz bir hikayesi vardı. Galata Kulesi'ni anlatırken sadece güzelliğini anlatmadı, anlatıcıya göre kulenin laneti dediği küçük bir sırdan haberdar etti bizi. Osmanlı'dan sonra kule yangınlar ve depremlerden kurtulamamış uzunca yıllar boyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onca talihsiz olaya rağmen hala ayakta dimdik duran bu yapya hayranlığımı arttırdı bu sunum. Bu sunum Galata Kulesi'ni bir de ankatıcının gözünden görebilmem için, kuleyi yeniden ziyaret etmemi sağladı. Galata kulesi için okduğu şiirdi sanırım sunumdaki bütünlüğü sağlayan. Şairin Galata Kulesi'ni kişileştirmiş olması ve İstanbul'un iki kulesini birbirine yakıştırmış olması beni çok etkiledi; Anlatımda ki bütünlük sanırım bu sunumu seçmeme sebep olan. Hem görsel, hem bilgi olarak hem de hikaye ve duygu olarak beni doyuran bir sunumdu. Hikayesi vardı, Galata Kulesi yaşıyordu karşımda ve çok gerçekti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;M. Aysima DÖŞEREL&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1566159680212415406?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1566159680212415406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/galata-kulesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1566159680212415406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1566159680212415406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/galata-kulesi.html' title='GALATA KULESİ'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-6724171173293306063</id><published>2009-11-04T11:29:00.002+02:00</published><updated>2009-11-04T11:32:44.495+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Janset GENEL'/><title type='text'>“Sanat”çı</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Sanatçı kimdir? En dar anlamıyla, sözlükteki tanıma göre, sanatçı sanatla uğraşan kişidir. Fakat sanatla uğraşan kişinin sanatçı olması, örneğin tarımla uğraşan kişinin çiftçi olmasından farklı bir durum. Çünkü sanatın ne olduğu veya olması gerektiği dönemden döneme ve  aynı dönem içinde de kişiden kişiye değişiyor. Yine de çağın ve geçtiğimiz çağların sanatçılarına, onların hayatlarına ve kültürel özelliklerine baktığımızda aklımızda bir “sanatçı” tanımı az çok oluşuyor.&lt;br /&gt;Francesco Petrarch’ın kaleme aldığı metinde kendisinin bir çok özelliğiyle ilgili bilgi edinebiliyoruz. Onun döneminin sanatçılarına ve kendisine baktığımızda, sanatçının gezmiş, görmüş, okumuş olması gerektiğini çıkarabiliriz. Belli bir entelektüel birikime sahip olmalı yani sanatçı. Gezen bu kişinin, gördüklerini  farklı ve öznel açılardan görmesi ve anlaması, incelemesi, derinleştirip içselleştirmesi sonucunda ortaya yenilikçi, sıra dışı bir ürün koyması ona “sanatçı” diyebilmemiz için sebepler veriyor bize.&lt;br /&gt;Petrarch kendini ve yaptıklarını diğerlerinin yaptığı gibi ‘üstün’ görmüyor. Böylece sürekli gelişime açık bir kişilik ortaya koyuyor. Dolaylı olarak eserleri de gelişime açık oluyor.&lt;br /&gt;İnandığı doğruları savunan, tutkulu ve ,yerine göre tutkusundan doğan bir özellik olarak, öfkeli bir kişi Petrarch. Aynı zamanda özgürlükçü bir sanatçı.&lt;br /&gt;Petrarch’ın yazdıklarından çıkardığım bu özellikler “sanatçı”nın zihinlerdeki genel geçer tanımını karşılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;Janset GENEL&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;&gt; Grup 3 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-6724171173293306063?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/6724171173293306063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/sanatc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6724171173293306063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6724171173293306063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/11/sanatc.html' title='“Sanat”çı'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-223408700200573618</id><published>2009-10-31T16:06:00.003+02:00</published><updated>2009-11-11T19:42:10.186+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Umut Aktaş'/><title type='text'>Geçen hafta ilk dersimizde...</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Latince kökenli schola(okul) kelimesinden türetilen Skolastik düşünceyi işledik. Skolastik düşünce, kitaplara inanarak değil, akılcılıkla ilerlemeyi tercih eder ve müthiş bir tanrı sevgisine sahiptir ve müthiş bir inançları vardır. Tanrının yarattığı her şeye büyük bir saygı duyarlar. Skolastik düşünce kafalarda bir sınır çizmesine de neden olmuştur. Bazı din adamlarının, Aristo felsefesinin dine uyarlaması olarak da söylenir. The name of the Rose , filmindeki Dominiken ve Fransisken tarikatlarının çatışmasında altında yatan sebeplerden biride budur. Sonrada inanç ve bilgi arasına bir ayrım konulduktan sonra, bu gelişim Rönesansı meydana getiricektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersimizin 2’ci gününde, 2009 yılını etkileyecek Medici ailesinin hayatını izledik. Medici ailesi yaptıkları sayesinde bugünümüze kadar yenilikleri getirmiştir. Sanata verdikleri değerle, klasik resmin buraya gelmesini sağlamıştır. Bunların başında Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Botticelli gelir ve Rönesans çağının başlaması sağlanır medici ailesinin desteğiyle. Bunların yanı sıra  ilk muhasebenin tutulması ve ilk toplu sözleşmenin imzalanması, bu olayların 2009’da ne kadar önemli olduğu hala görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Umut AKTAŞ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&gt; Grup 2 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-223408700200573618?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/223408700200573618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/gecen-hafta-ilk-dersimizde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/223408700200573618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/223408700200573618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/gecen-hafta-ilk-dersimizde.html' title='Geçen hafta ilk dersimizde...'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-6154924446397098873</id><published>2009-10-31T15:32:00.002+02:00</published><updated>2009-10-31T15:36:40.953+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ozan Korkmaz'/><title type='text'>Yemin Bozmak</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;İlkokul okumuş herkesin başından geçen bir olaydan bahsedeceğim, ant okumak. Evet, ‘Andımız’ yani yeminimiz. Sınıflarda duvara asılan Atatürk ve Gençliğe Hitabe posterlerinden üçüncüsü. Eski Milli Eğitim Bakanı olan Dr. Reşit Galip’in 23 Nisan’da kızlarına yaptığı bir konuşmanın düzenlenmiş hali. Daha sonra da 1933 yılında okullara girmiştir’*.&lt;br /&gt;  ‘Metnin’** bazı kısımlarını hatırlatmam gerekirse –ki gereği yoktur eminim- “Türküm!”. Etnik kökeni bu kadar karışık bir ülkede –ki çoğumuz halen tam olarak hangi kökenlerden geldiğimizi bile tam kestiremezken- saat sekiz altı yaşında bir çocuk bağırıyor “TÜRKÜM”,  diğerleri tekrarlıyor. Nazi filmlerini andıran bir ciddiyet mevcut. Çocuklar öğretmenlerin gözüne girebilmek adına son ses bağırıyor ve öğretmenlerinden de bu durumdan dolayı göğüsleri kabarıyor. Sesi kısılma noktasına gelen çocuklardan bazıları Kürt, Çerkez, Laz, Ermeni, Yahudi, Süryani. İşin kötü tarafı, o öğretmenlerin durumunun da farklı olmaması. Etnik çatı nasıl konulur görsünler işte. “Soykırımı tanımlama ölçütlerinin 2. maddesi: Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek. 5. madde: Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek.”*** Derken, “İlkem, yurdumu milletimi özümden çok sevmektir”… Hemen ardından, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun”. Kısacası, eğer sen yirmi yaşında zorla askere alınıp sebebi ve sonucu bilinmeyen bir savaş uğruna şehit düşersen üzülme, çünkü sen o yurdu kendinden bile çok seviyorsun! İnsan sevdiğini sorgulayamaz. Şimdi, gelen o teröristler alkışlarla karşılaşınca, uğruna ölünen devlet, o katilleri serbest bırakınca yeni yeni düşünmeye başladılar bu gençler neden peki öldü diye. Altı yaşında buna yemin etmişlerdi bile o gençler.&lt;br /&gt;  Toparlamam gerekirse, bu yazı madem önemli, ders konusu yapılsın, müfredata konsun. Atatürkçü söylemler dışında trajikomik bir yazı. Dr. Reşit Galip’in kötü niyetli olmadığına eminim fakat ben onun kızlarıyla özeline girmek istemem, ne konuştularsa keşke aralarında kalsaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;   &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Kaynaklar :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*     http://www.egitimhane.com/forum/index.php?topic=2298&lt;br /&gt;**   http://ttkb.meb.gov.tr/secmeler/andimiz.htm&lt;br /&gt;*** http://tr.wikipedia.org/wiki/Soyk%C4%B1r%C4%B1m&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Ozan KORKMAZ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-6154924446397098873?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/6154924446397098873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/yemin-bozmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6154924446397098873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/6154924446397098873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/yemin-bozmak.html' title='Yemin Bozmak'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8511908839225912210</id><published>2009-10-31T15:28:00.002+02:00</published><updated>2009-10-31T15:30:59.974+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sibel AKSU'/><title type='text'>KALABALIKTA YALNIZLIK</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Sanatçı görünenle ya da kendisine gösterilenle yetinmez, gerçeğin görünmeyende saklı olduğunu bilir. Hep daha derine bakar, olmayanı görmeye çalışır. Sanatçı meraklıdır: Geçmişte yaşananları araştırır, öğrendiklerini zamanına aktarır. Uzağı görmek ister, yarını şekillendirmeye çalışır. Sanatçı muhaliftir; yanlış olduğ&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;una inandığı güçlerin karşısında durur. Hayal gücüyle yargılar, eserleriyle cezalandırır. Sürünün bir parçası olmayı reddeder, çobanların daima sürüsüne katmak istediği ve bunu başaramadığı için nefret ettiği kişilik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçı duyarlıdır; pamuk ipliğiyle yüreğine bağladığı dünyevi bağlarını, başka insanların acılarını derinden hissederek koparıp atabilir. Yaşanan kötülüklere şahit olmaktansa yok olmayı yeğler, korktuğu için değil üstelik! Belki zarar görmüş insanlık onuru için, belki de sadece insan olduğu için… Tıpkı 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan drama (toplardan, tüfeklerden yüzlerce kilometre uzakta olduğu halde) dayanamayan Stefan Zweig’in yaşama isteğini yitirmesinde olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçı bazen sadece kendisi olur. Kendisiyle yaşar, yaratarak nefes alır. Aksi, en hazin ölüm kadar (ateşte yanmak kadar) acı verir. Başka hiçbir şeyle ilgilenmez, önemsemez. Kendi dünyasını kurar, tanrısı olur kendisinin. Fildişinden bir kule inşa eder, ışıklı ve kırılgan… Kulesinin tepesinde yaşar, görmez, görünmez ya da görür değer vermez. Hem insanların yanı başında hem de onlardan çok uzakta yaşar. Çağdaşlarını beğenmez, konuşmaya ve sevmeye değer bulmaz. Tanrısal kibri aslında hiç tanımadığı insanlara yaşam kanıtı bırakmak için yarattığını görmesini engeller. Yaşadığı çağa dargın, insanlardan uzak veda eder hayatına, geriye yıllar sonra değeri anlaşılabilecek yaratılar bırakarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Sibel AKSU&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;b&gt; &gt; Grup 1 &lt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8511908839225912210?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8511908839225912210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/kalabalikta-yalnizlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8511908839225912210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8511908839225912210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/kalabalikta-yalnizlik.html' title='KALABALIKTA YALNIZLIK'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-5510765228957067454</id><published>2009-10-31T15:18:00.003+02:00</published><updated>2009-10-31T15:27:02.211+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suzin AKALAN'/><title type='text'>NE İÇİN YAŞADIM ?</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Kökenine bakılırsa; öğrenme ve uygulama sonucu edinilen vasıf (1), felsefi açıdan bakılırsa “tekhne”(2) ile eş anlamlı, yazım terimlerine göre ise tanrısal güçtür(3) sanat. Sanatçı ise bu güce, vasıflara sahip kimsedir. En çok üzülen en çok bilense(4), sanatçının mutlu olması zaten çok zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü sanatçı; geçmişi çok iyi bilir, gözlemleyendir, hassastır, güzeldir. Önemli olan, iyilik ve yaratmaktır, hep ilerdedir, katkıda bulunmak ve iz bırakmaktır gayesi. Goethe der ki; “bilmek yetmez, uygulamak lazım”(5). Sanatını, aktaramadıktan sonra lanet gibidir bilgi, düzeltmekle kendini sorumlu hissettiği bu dünyadan gitgide uzaklaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllar geçse de Petrarch’tan Bertrand Russell’a(6) dert aynıdır. Tatminsizlik, doyumsuzluk ve beklentiler. Russell bunu, otobiyografisinin girişinde çok güzel anlatır “What I have lived for”(7) ile. Hayatını yöneten üç tutkuyu ele alır bu yazı; sevgi, bilgi ve insanoğluna karşı duyduğu çekilmez acıma duygusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acır, güzelliğin, bilginin var olduğu bu dünyada insanoğlunun yaşama şekli (sahip olduğu meziyetlere) yaşaması gereken şekille resmen dalga geçer gibi olduğu için. Acı çeker, yapabileceği bir şey olmadığı için ve tiksinir bu acıyı silip atamadığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;Suzin AKALAN&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&gt; Grup 1&lt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-www.etmyonline.com/index.php?search=art&amp;amp;searchmode=none&lt;br /&gt;2-tekhne = felsefe terimleri&lt;br /&gt;http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategorivesilist&amp;amp;kelime=sanat&amp;amp;ayn=tam&lt;br /&gt;“Bir şeyi ortaya koyma olan, yaratma olan, doğru bir plana göre yönetilmiş bir davranış.”&lt;br /&gt;3-Bir tasarının, bir düşüncenin ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ve bunların sonucunda erişilen üstün yaratıcılık. www.tdk.gov.tr&lt;br /&gt;4-Rochdale, Manfred, act1.sc.1.&lt;br /&gt;“Sorrow is knowledge; they who know the most must mourn the deepest over the fatal truth the tree of knowledge is not that of life”&lt;br /&gt;5-Goethe “Knowing is not enough, we must apply” www.quotes.com&lt;br /&gt;6-Bertrand Russell (1872 – 1970) Nobel Prize, Literature, 1950 (History of Western Philosophy)&lt;br /&gt;7-The prologue “What I have lived for” www.users.drew.edu&lt;br /&gt;http://plato.stanford.edu/entries/russell/#RW&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-5510765228957067454?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/5510765228957067454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/ne-icin-yasadim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/5510765228957067454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/5510765228957067454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/ne-icin-yasadim.html' title='NE İÇİN YAŞADIM ?'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-4760323910480699905</id><published>2009-10-23T22:01:00.005+03:00</published><updated>2009-11-24T21:37:59.763+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.Kutlu SUYTAR'/><title type='text'>SANATI DESTEKLEMEYEN ÖLSÜN</title><content type='html'>Koç, Sabancı vb. holdinglerin son dönemlerde sanat etkinliklerini çok fazla desteklediklerini görüyoruz. Bu da çeşitli soruları beraberinde getiriyor.&lt;br /&gt;H&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;epimizin bildiği gibi sponsorluk kavramını bugünlere getiren aile Medici ailesidir. Dönemi incelediğimizde, antik Yunan ve Roma’ya bir geri dönüş ve de giderek artan bir tüccar sınıfı görmekteyiz. Rönesans dönemini incelerken, “Rönesans Döneminin yaratıcılığının esas yürütücü gücü tüccarlardı. Bunlar en kârlı ticaretin hangi alanda olduğunu araştırdılar ve bu yoldan sağladıkları zenginlikleri sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar.”(1) ibaresini görüyoruz. Peki ya neden? Dönemle ilgili diğer önemli nokta, kilisenin halk üzerindeki etkisini ve de Roma, Floransa vb. şehir devletlerinin aralarındaki rekabeti, E.H GOMBRICH’in Sanatın Öyküsü adlı kitabındaki” Floransalılar (yönetimde sözü geçen soylular)*, katedrallerinin görkemli bir kubbeyle örtülmesini istiyorlardı” cümlesi gayet iyi açıklamakta. Medici God father of Renaissence adlı filmde de kubbenin yapımından sonra Cosimo de’ Medici ’nin Floransa şehrinin gayri resmi başı olduğunu gördük. Medicilerin tüm bu çıkarları için en akılcı yol olan, sanata yatırım yapmayı neden seçtiklerini anlayabiliyoruz. Koç ve Sabancı’nın şehir veya ülke yönetimini elde etme durumu söz konusu değil (her ne kadar bunu TÜSİAD ile yapsalar da). Fakat bir diğer yandan yakaladıkları reklam olanakları ve prestij çok büyük. Billboardlardaki vurucu reklamlar ile Koç ve Sabancı isimleri sanat ile de çokça kazındı. Bu durumu ZAMAN gazetesi yazarı Fikri TÜRKEL çok iyi açıklamış “Kültür-sanat etkinliklerinin kendi varlıklarından öte bir fonksiyonu vardır. Şehre itibar katar, medeniyet algısını güçlendirir, yerli ve yabancılara verilebilecek mesajınız artar, toplumla iletişimi güçlendirir.”(2) Fikri TÜRKEL’in bir şehir için yaptığı bu açıklama holdingler için de geçerli sayılabilir. Ne gariptir ki İstanbul Bienali’nin açılış konuşmasında Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç “İstanbul Bienali dünyadaki sanat etkinlikleri arasında yerini aldı. Bienal sayesinde İstanbul, sanat çevrelerince daha da cazibe merkezi haline geliyor. Toplumsal gelişmeye katkıda bulunacak çalışmalara destek olmaya özen gösteriyoruz. Toplumsal gelişmişliğin en önemli göstergelerinden biri de sanat. Bienal, güncel sanatın ülkemizdeki gelişiminde çok önemli bir yere sahip” açıklamasını yaptı. İkisi de birbirine çok yakın söylemler öyle değil mi?&lt;br /&gt;Çok basit bir mantıkla iki konuşmanın da benzer olduğunu görebiliyoruz. Fakat hiçbir kapitalistin birincil derdinin şehrine itibar kazandırmak olmadığını herkes bilir( Bir kapitalist şehrine çeşitli kazanımlar sağladığı zaman bu dolaylı olarak kendine illa ki dönecektir, fakat belirttiğim gibi birincil tercihi değildir). Bence olayın özündeki şey prestijin yanı sıra tüketimi daha fazla arttırmak da olabilir. Koç ve Sabancı’nın nerdeyse iş yapmadıkları sektör yok. Örneğin bankalarındaki para transferi artacak, otellerinde konaklanacak, yiyecek markaları daha fazla tüketilecek, içkileri satılacak vb. Bunlardan rahatsız mıyım? Hayır, çünkü dünyayı ancak güzelliğin kurtaracağının farkındayım ve bir insanı sevmek için ruhları sanatla çok kolay arındırabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;* benim açıklamamdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Bknz:(http://tr.wikipedia.org/wiki/R%C3%B6nesans)&lt;br /&gt;2.Bknz:http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=513259)&lt;br /&gt;3.Bknz:(http://sanat.milliyet.com.tr/Sanat/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&amp;amp;KategoriID=74&amp;amp;ArticleID=1137891&amp;amp;Date=13.10.2009&amp;amp;b=Istanbulda%20Bienal%20zamani)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;                            &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:16px;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style=" font-weight: normal;  font-family:Georgia, serif;font-size:16px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;A.Kutlu SUYTAR&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="  color: rgb(41, 48, 59); font-weight: bold; line-height: 19px; font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&gt;Grup &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:verdana;color:#29303B;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-4760323910480699905?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/4760323910480699905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/sanati-desteklemeyen-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/4760323910480699905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/4760323910480699905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/sanati-desteklemeyen-olsun.html' title='SANATI DESTEKLEMEYEN ÖLSÜN'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3671286755322685382</id><published>2009-10-23T21:54:00.004+03:00</published><updated>2009-11-24T21:47:34.993+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ozan Korkmaz'/><title type='text'>MEDICI AİLESİ</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Medici ailesi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla bir şehir devleti haline gelen Floransa’nın güçlü ailelerinden biridir. Önemli sanatçıları bünyelerine alıp destekleyerek sanata büyük katkı sağlamış ve sanatçıların bireyselleşmesinde önemli rol oynamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçılara çalışmak için gerekli ortamı sağlayan Medici ailesinin aynı zamanda bu büyük sanatçılardan (Galileo, Michelangelo) belirli beklentileri vardı. Medici ailesi destek vereceği kişilerden öncelikle bağlılık, güven ve sadakat beklerdi. Bu beklentileri zaten izlediğimiz filmin giriş kısmında bulunmaktadır. Yaptıkları yatırımların geri dönüşü olacağından emin olmalıydılar.  Örneğin filmin başında yatırım yaptıkları korsanın, papa olmasından sonra Medici ailesini desteklemesi ve düşmanlarını etkisiz hale getirmesi gibi. Ortaya çıkan sanat eserlerinin Floransa şehrini süslemesiyle Medici ailesinin prestiji artmıştır. Özellikle, güçlenmekte olan Medici ailesi Duomo Kilisesi’nin kubbesinin tamamlanmasıyla bütün Floransa’ya kendini ispat etmiş ve rakiplerinin önüne geçmiştir. Filmde, şehirdeki sanat eserlerinin kendisini ölümsüz kılacağına dair Cosimo de’Medici’nin bir açıklaması dahi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun günümüzde ki örneklerini düşündüğümüzde, bireyselliklerini kazanmış olan sanatçıların duruma daha ekonomik baktıklarını görüyoruz. Yeni adıyla sponsorluğa, prestijle beraber reklama dayalı olan bu yatırım çılgınlığına örnek olarak, Akbank 19. Caz festivali, Rock’N Coke, Film Ekimi afişlerindeki logo yığınından *, Teknik adam Daum’un bütün giysilerinde GAZİ peynirlerinin logosu olmasına kadar daha bir çok örnek verebilirim. Amaçlara baktığımız zaman ise marka imajını yükseltmek ortak hedef, bunu yanında firmaların ve ailelerin reklam yapma ve rakiplerin önüne geçme yarışı. Bu amaçlar ise neredeyse Medici ailesiyle aynı, Medici ailesinin iktidar ve söz sahibi olma arzusuyla benzerlik taşıyan diğer bir örnek ise, Doğan grubunun genel seçim öncesi AKP’ye yayın araçlarıyla verdiği desteği* veya Cem Uzan’ın yine benzer propagandalarla*** seçimi etkilemesi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;     &lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;*http://farm1.static.flickr.com/96/260541265_d67f364046_o.jpg&lt;br /&gt;**http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2005/09/30/hurriyetim.asp&lt;br /&gt;**http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/12/520485.asp&lt;br /&gt;***http://www.gencturkgucu.org/cemuzaneserler.jpg&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Ozan KORKMAZ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="  color: rgb(41, 48, 59); font-weight: bold; line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&gt;Grup 4&lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3671286755322685382?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3671286755322685382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/medici-ailesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3671286755322685382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3671286755322685382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/medici-ailesi.html' title='MEDICI AİLESİ'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8231221020178708631</id><published>2009-10-16T17:15:00.003+03:00</published><updated>2009-10-16T17:20:47.053+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Leonardo da Vinci'/><title type='text'>Leonardo da Vinci ile ilgili gazetede çıkan bir yazı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.emlakhaberler.com/da-vinci-koprusu-belgeseli-leonardo-da-vinciye-cirak-araniyor-haber,7207.html"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&gt;&gt;&gt;Leonardo da Vinci’ye Çırak Aranıyor!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8231221020178708631?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8231221020178708631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/leonardo-da-vinci.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8231221020178708631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8231221020178708631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/leonardo-da-vinci.html' title='Leonardo da Vinci ile ilgili gazetede çıkan bir yazı'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-749197398972402489</id><published>2009-10-15T00:44:00.001+03:00</published><updated>2009-10-15T00:58:32.930+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emrah Kara'/><title type='text'>"The Name of the Rose"</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;3. haftada insansanlığın varoluşlarını anlamlandırma çabaları üzerinde dururken, "The Name of the Rose" filmi vasıtası ile şüphecilik, gözlem ve düşünce çatışmları hakkında tartışmalarda bulunduk. İnsanlığın varlık nedenlerini sorgulamasının Tanrılar üzerinden başlayıp, tek tanrıya dönmesi, insana özgü egoların ve özelliklerin tanrılarda anlamlandırılmaya çalışılması ve bu sayede belki de bir anlamda bilinçaltı bir günah çıkarma durumunun yaşanması söz konusudur diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesiod metinleri, insanlığın kendi var oluşlarının başlangıçlarını aramaya başladıkları bir döneme ait metinler olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların varoluşunun daha üstün bir gücün varlığından kaynaklanması gerekliliğine inanmış olması ve bu üstün gücün yada güçlerin yine insan kişilik özellikleri ile donatılmış olması bana Nietzche'nin "insanca çok insanca" tespitini çağrıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metinlerde anlatılan hikayeler insanlığın iktidar, aile, savaş, sevgi, acı vb. temel eylem ve hislerinin bir yansımasını ortaya koyuyor. Kronos'un babasının penisini annesinin hazırladığı bir tertiple kesmesi ve bu sayede iktidara sahip olabileceğini kanıtlaması ve daha sonra kendisinin de benzer bir sonla karşılaşacağını bilmesi, buna rağmen iktidardan vazgeçmemek için kendi çocuklarını bile yemesi, o dönemden günümüze iktidara sahip olan kişilerin egoları ve ruh halleri ile ilgili değişmeyen bazı gerçeklerin var olduğunun kanıtı gibi. Ancak yine bir tertip ile kurtarılan ve büyüyen Zeus'un daha sonra babası tarafından onurlandırılması, aynı zamanda adil bir iktidarın yeri geldiğinde nasıl olması gerektiği ile ilgili ip uçları barındırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genesis ile çok tanrılı inanıştan, tek tanrılı inanışa geçiş dönemini görmekteyiz. Genesis'te anlatılan başlangıç hikayesinin, Hesiod'un metinleri ile taşıdığı benzerliklerlikler dikkat çekici. Hesiod'un bahsettiği yer ile gökyüzünün birleşmesi, gündüzden önce gecenin var olması ve yine bu tanrısal güce insansal egoların ve yeteneklerin yüklenmesi yine insanın varoluşunu anlama çabaları içerisinde kendi acizliklerini tanrıya yüklemesinin açık bir örneği gibi sanki. Genesis'te, insanın kat ettiği bilimsel yolun aynı zamanda inanç evrimine yol açtığı, bu evrimin tanrısal inancı,  dolayısıyla tanrıyı da evrimleştirdiği tezini destekleyen bir yapı olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlamda derslerde ele aldığımız bu iki metin bizlere antik toplumlar ve günümüz toplumu arasındaki bağları ve inanışların nasıl evrimleştiğini gözlemlememiz açısından çok önemli ve belki de kanıt niteliğinde iki metin olarak önümüzde duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta izlediğimiz ve üzerine uzun uzun tartıştığımız Umberto Eco'nun aynı adlı kitabından uyarlanan "The Name of the Rose" filmi bize ortaçağ düşünce sistemi ile şüpheciliğin ve sorgulamanın yani bilimsel düşünme sisteminin çarpışmasına güzel bir örnek sunuyor. Filmde yer alan neredeyse bütün karakterler bir düşünce modelini temsil ediyor diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;Bu bağlamda William'ın Fransiskan cemaatinin bir üyesi olması bir tesadüf değil tabiki. Fransiskan cemaati papalık ile aralarında sorunlar bulunan bir cemaat olarak, en temelde o dönemde genel geçer olan düşünce yapısına bir baş kaldırı olarak yorumlaranabilir. Bu baş kaldırının örneğini de filimdeki tartışma sahnelerinden görebiliyoruz. Hem William'ın kör rahip ile yaptığı tartışma, hem de Fransiskan cemaatinin önde gelenlerinin Papalık önde gelenleri ile yaptığı tartışma bunun en güzel örneği. Ancak göz ardı edilmemesi gereken Hem William'ın hem de Fransiskanların o dönemin mutlak iktidarlarına karşı yapılan bu tartışmalarda hep bir korku içerisinde savlarını öne sürmeleri bir yandan baş kaldırıken bir yandan da mevcut otorite ile anlaşma yollarına gitmeye çalışmalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The Name of the Rose" bize sorgulamayı, düşünmeyi, bakmayı değil görmeyi, görünenin arkasındaki gerçekleri bulmaya çalışmanın önemini anlatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Emrah Kara&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; &gt; Grup 2 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-749197398972402489?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/749197398972402489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/name-of-rose.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/749197398972402489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/749197398972402489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/name-of-rose.html' title='&quot;The Name of the Rose&quot;'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-7474940907464882455</id><published>2009-10-11T13:38:00.004+03:00</published><updated>2009-10-23T21:53:51.903+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Irmak WÖBER'/><title type='text'>NUH’UN GEMİSİ HÂLÂ YÜZÜYOR MU?</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnsanoğlunun kafasının en karışık olduğu dönemlerde ortaya çıkıp, hâlâ cevabı bulunamayan sorulara yanıt arayan mitler; aslında kendimizi ve insanlarla ilişkimizi anlayabilmemiz için birer anahtardırlar. Kendimize sorduğumuz "Ben kimim? Nasıl var oldum? Bir gün öleceğim gerçeğine nasıl katlanabilirim? Bu dünyadaki önemim nedir? Topluma olan borcumla, nefsim arasındaki dengeyi nasıl kurabilirim?" sorularına eğlenceli ama ciddi cevaplar vermektedirler. Konuları öyle geniş bir perspektiftedir ki bin yıllardır süregelmişler ve günümüzde varlıklarını hala devam ettirmektedirler. Bunun sebebi bence insanın hala ölümden korkması ve hala meraklı olmasıdır. Zira korkan insan bilmeyen insandır ve bilmeyen insan çoğunlukla merak edendir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sümer Efsanesi Gılgamış Destanı'nda bahsedilen adıyla Tufan veya Tevrat ve Kur'an da yazdığı şekliyle Nuh'un Gemisi'nin hikâyesi de insanoğlunun bin yıllardır ders almaya aç ve korkutulması gereken aksi halde disipline edilemeyecek bir varlık olduğunun göstergesidir. Tanrılar mükemmeldirler ve fakat onların yarattıkları insanlar hiç de mükemmel olmadıklarından hep hatalar yapar, mütemadiyen büyük boşluklara düşüp, topluluklar halinde kendilerini tanrıların gazabına doğru sürüklerler. İşte Nuh da dünyanın yine böyle bir zamanında elçi atanır Tanrı tarafından. Ona koskocaman bir gemi yapması ve içine ailesiyle beraber, her canlıdan 2 şer tane ( bazılarından 7şer) alması ayrıca inananların da binmesine izin vermesi salık verilir. Görevini başarıyla tamamlayan Nuh'un toplam 950 sene yaşadığına dair rivayetler içerir Kur'an. Ayrıca Nuh'un Gemisi'nin de Ağrı Dağı’nın tepesinde olduğuna dair bazı iddialar bulunmaktadır. Zira Tevrat'da böyle bir söylem vardır. Ayrıca Nuh'un Gemisi'nin hikayesi örneğin güvercine metaforik bir anlam kazandırmış ve onun barışın simgesi olarak görülmesini sağlamıştır.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ayrıca Gılgamış Efsanesi'ndeki Uruk Kralı Gılgamış ölümsüzlüğü arayan cesur bir savaşçıdır ve Tufan'dan sağ kurtulmayı başaran Utanapiştim'e erişmek ve ölümsüzlüğün sırrını sormak için zorlu yollar kat eder. Elbette sonuçta ölümsüzlüğün fiziken değil ancak örnek bir insan olarak öldükten sonra da adının unutulmaması şeklinde olabileceğini öğrenecektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Günümüzde bu hikâye her topluma tanıdık gelecektir. Dünya'nın nasıl ve ne zaman ellerinden alınacağını, ırklarının sonunun nasıl olacağını merak eden insan, kendini sonsuz kılmanın cevaplarını ararken bu gibi hikâyelerden hep feyz alacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;     Irmak WÖBER&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;   Dünya Mitolojisi, Donna Rosenberg&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;   The Epic of Gilgamesh, N. K. Sandars&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;   Wikipedia, Nuh’un Gemisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-7474940907464882455?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/7474940907464882455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/nuhun-gemisi-hala-yuzuyor-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7474940907464882455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/7474940907464882455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/nuhun-gemisi-hala-yuzuyor-mu.html' title='NUH’UN GEMİSİ HÂLÂ YÜZÜYOR MU?'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-2196392622657388877</id><published>2009-10-11T13:35:00.003+03:00</published><updated>2009-10-23T21:50:17.965+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hale BAYRAK'/><title type='text'>Zeus Aşkına</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;TDK’ya göre mit, geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren yerinel bir anlatımı olan halk hikâyesidir. Terimin akademik kullanımı ise gerçek-hayal ayrımını içermez.(1) Bu anlamıyla mitler kaynağını genellikle tanrı ve süper kahramanlardan alan, insanın ve dünyanın mevcut hallerine nasıl geldiklerini açıklayan hikâyelerdir. (2)(3) Her ne kadar Fransız düşünür ve yazar Albert Camus, "Mitler, hayal gücü onları canlı tutsun diye vardır." dese de günümüzde mutualist bir hal alan hayal gücü-mit ilişkisi "Guilding Light"(72 yıl ile en uzun süre yayınlanan dizi unvanına sahip yapım) ilişkilerinden bile uzun bir zamandır devam etmektedir. Günümüzde sanat, tıp, endüstri, botanik gibi pek çok alanda mitler ve kahramanlarına rastlamak mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;Tıp alanına baktığımızda tanrıların en kurnazı Hermes çıkar ilk olarak karşımıza. Zeus'un habercisi olan Hermes, önce tıbbın kurucusu sayılan Hermes Trismegustus'a verir adını. Hermes'in simgesi olan asa bugün tıbbın ve eczacılığın sembolüdür. Yunan mitolojisinde kadınlığın sembolü olan Aphrodit ile eril tanrı Hermes'in oğlu Hermaphroditus ise hermafrodit (erdişilik) tanımına vermiştir adını.(4)Efsaneye göre güzel Hermaphroditus'a âşık olan peri kızı ona sarılır ve tanrılara onları ayırmaması için yalvarır. Tanrılar peri kızının dileğini kabul eder ve onlara aynı vücutta can verirler. Efsaneden yola çıkarak hermafroditlik tanımı bugün çift cinsiyetlilik anlamına gelmektedir. Bunun gibi yarı tanrı Akilleus'un vücudunda ölümsüzlük nehri Styx'e değmeyen tek kısım olan ve de ölümünü getiren sol ayak bileği "Aşil Tendonu"na, annesine âşık olup babasını öldüren Thebes'in kralı Oedipus'da Can Yücel'in "anam avradım olsun kompleksi" olarak tanımladığı Sigmund Freud'un "Oedipus Kompleksi"ne (Kadın versiyonu olan Electra Kompleksi tanımı Carl Jung tarafından ortaya koyulmuştur.) adını verir.(5)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;Bu esinlenme hali büyük markalarda da kendini gösterir. Ünlü spor markası Nike adını ve logosunu zafer tanrıçası Nike'den alır. Nike'ın logosu, her ne kadar anlaşılmasa da, tanrıça Nike'nin kanatlarını temsil etmektedir. Mitlerden esinlenen bir diğer önemli marka ise Apple. Markanın kurucuları Steve Jobs ve Ronald Wayne tarafından tasarlanan ilk logo Sir Isaac Newton'a yerçekimini keşfettiren elmayı sembolize etmektedir. Ağaç altında oturan Newton'ı resmeden bu logo 1976'da firmanın markalaşma sürecine girmesiyle değişir."Bythe into an Apple" sloganı ile gelen yeni logo gökkuşağı renklerinde ısırılmış elma şeklindedir. Bu logo ile Âdem ve Havva (Adam-Eve) hikayesi irdelenmektedir. Tanrı tarafından "İyi-kötü Ağacı"na(l'arbre du bien et du mal) dokunmaları yasaklanan ilk insanlar Âdem ve Havva, Âdem’in elmayı ısırması sonucu "ilk günah"ı işlerler. Jobs ve Wayne bu miti simgeleyen elma ve geylerin bayrağının rengi de olan gökkuşağı ile "din" boyunduruğu altında var edilen iyi-kötü kavramına gönderme yaparlar.(6) Benzer şekilde Trident, Phoenix, Pegasus, Orion gibi pek çok marka da isimlerini mitolojik kahramanlardan alır.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;Hale BAYRAK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 1 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;1- Mircea Eliade. Myth and Reality (Harper § Row, 1967) p.1&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;2- Alan Dundes. Binary Opposition in Myth (Western Folklore 56, 1997) p.39-50&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;3- William Bascom. The Forms of Folklore: Prose Narratives (California University Press, 1984) p.5-29&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;4- Hermes. Ege Meta Yayınları, 2001&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;5- Sigmund Freud. On Sexuality (Penguin Books Ltd, 1956)&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;6- Jim Carlton. Apple: The Story of Intrigue, Egomania and Business Blunders&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-2196392622657388877?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/2196392622657388877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/zeus-askna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2196392622657388877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/2196392622657388877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/zeus-askna.html' title='Zeus Aşkına'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-9056195503179097770</id><published>2009-10-11T13:28:00.005+03:00</published><updated>2009-11-24T21:52:45.480+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ozan Korkmaz'/><title type='text'>GERÇEK</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hakikat ve gerçek kelimeleri birbirini tamamlayan olgular olup, anlam olarak ta oldukça yakındır. Fakat “ Hakikat tektir yani unique’tir*” , gerçek ise göreceli olduğundan değişken ve çoğuldur. Gerçekler bireysel ve yoruma açık olabilir ancak hakikatte bu söz konusu olamaz. “Gerçeğin yaptırım gücü vardır, hakikat ise sadece doğrulukla alakadır.**”. Gerçekler çıkar ve güç elde etmek amacıyla çarptırılabilir. Gülün adı filmindeki rahiplerin baskı ve otorite kurmak amacıyla suçsuz insanları cinayetten yargılaması bu çarptırmaya güzel bir örnektir. Suçlanan insanların gerçekleriyle mahkemenin gerçekleri farklıdır. Filmin son kısımlarında çözebildiğimiz asıl katil ise hakikattir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gülün adı filmindeki öğrenme metotları tamamen bilime, gözleme ve araştırmaya &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;dayalıydı. Onlara verilen bilgilere kör bir şekilde inanmadılar. Olayları irdelediklerinde farklı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;sonuçlar elde eden Baskerwille’li William ve Dom Adso, filmin ilk bölümlerinde şeytanın &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;öldürdüğüne inanılan gencin aslında intahar ettiğini bu metotlar sayesinde açıklığa &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;kavuşturdular. Genç çömez uygulamalı eğitimden bir hayli etkilenmiş filmin başı onun &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;seneler sonraki anlatımıyla başlıyor. Araştırmaya ve gözleme dayanan eğitimin ne kadar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;akılda kalıcı bu sayede anlayabiliyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnanç ve ibadet konusuna gelecek olursak, ibadet şekilleri her ne kadar farklılık gösterse de inançların birbirine benziyor olması özellikle tek tanrılı dinlerde gözlemleyebileceğimiz bir durum. Aynı dinin değişik mezheplerinde bile ibadet şekilleri oldukça çeşitlilik sağlamaktadır. Önemli olan nokta inançtan yoksun bir ibadetin faydasızlığıdır. Gülün Adı filminde ise fransisken mezhebinin çeşitli ibadetlerini gözlemleyebiliyoruz. Örneğin bir fransisken liderinin Meryem Ana heykeli önünde yüzükoyun yatması gibi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ozan Korkmaz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&gt; Grup 4 &lt; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-9056195503179097770?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/9056195503179097770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/gercek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/9056195503179097770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/9056195503179097770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/gercek.html' title='GERÇEK'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-97613072862748403</id><published>2009-10-11T13:26:00.009+03:00</published><updated>2009-12-16T00:57:34.348+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ledün KIZILIRMAK'/><title type='text'>ADIYLA VAR OLUR BİR ZAMANLAR GÜL OLAN*</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_5jM4S6tdXvM/Swwzz7VL2CI/AAAAAAAAAAM/FXy3QBSkkYU/s1600/Name-of-the-Rose-pic-3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5jM4S6tdXvM/Swwzz7VL2CI/AAAAAAAAAAM/FXy3QBSkkYU/s200/Name-of-the-Rose-pic-3.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407754219758016546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnsan bir şeye inanma ihtiyacı hisseder. İman bizleri ayakta tutan, açıklayamadığımız olaylara cevap veren, düzeni sağlayan bir olgudur. İnsanoğlu farklı şeylere inansa da inanma ihtiyacı özünde aynıdır. Tanrı’ya, İsa’ya, Muhammed’e, Puta, İneğe, Bilime, Şeytana… İnandığımız ögeler kendi içinde kollara ayrılır, bu kollar birbirleriyle hem uyuma hem de fikir ayrılığına düşerler zira inandığımız şey aynı olsa da yorumlayış biçimlerimiz farklıdır. Örneğin Katolikler: Benediktenler, Fransiskenler, Dominikenler diye ayrı mezheplere ayrılmışlardır. Gülün Adı filminden de hatırlayacağımız gibi Orta Çağ İtalya’sında geçen Melk’li Dom Adso’nun ağzından dinlediğimiz hikâyede Hristiyanlığa inanıp, Hristiyanlığı, İsa’yı, öğretilerini farklı yorumlayıp, kilisenin fakir bir yaşam tarzı mı yoksa zengin bir yaşam tarzı mı sürmesi hakkında fikir ayrılığına düşmüşlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Her insan kendi gerçekleri doğrultusunda yaşar. Merak ederek, araştırarak, soru sorarak, sorgulayarak bilinmeyene ulaşmak ister. Bilinmeyen çekicidir, yasak olan çekicidir. ‘İsa’nın güldüğü görülmemiştir!’(1)  Gülmek yasaktır, gülmek şeytanın özelliğidir. Kilise tarafından baskıyla, korkuyla düzene sokulan insanlar, nasıl söyleniyorsa öyle yaşamaya mahkûmlardır zira cahillerdir. Aristoteles’in Poetica adlı eserinin ‘hiç var olmayan’ ikinci cildi Komedya’nın, bilgiye aç olan Baskerwille’li William tarafından aranmasına şahit oluyoruz Gülün Adı’nda. Bir rahibin inandıklarını, inanmak istediklerini tasdikleyen kitabı bulabilmeye, okuyabilmesine olan açlığı… Öğrenme! Bizleri daha iyi, daha kaliteli yapan şey değil midir öğrenme arzusu? Kendini geliştirebilmek, sorulara cevap bulabilmek, gerçekleri gün yüzüne çıkarabilmek…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;‘Gülmek korkuyu öldürür ve korku olmadan inanç olmaz çünkü şeytan korkusu olmazsa Tanrı’ya ihtiyaç kalmaz. Gülmek basit insanların eğlencesi olarak kalacak ama ya bu kitap yüzünden bilgili insanlar her şeye gülmenin kabul edilebilir olduğunu söylerse? Tanrı’ya gülebilir miyiz? Dünya yeniden kaosa sürüklenir.’ der kör rahip Jorge. Kendi doğruları adına dolaylı yoldan cinayet bile işlemiş hatta zehirli sayfaları yiyerek kendi bedenini kitaba mezar etmiştir. Korkuyorsan araştırmazsın, sorgulamazsın, öğrenemezsin, önüne koyulana razı olur, gelişemezsin. Korkuyorsan konuşamazsın, karşı çıkamazsın, düşünemezsin, fikir teatilerinde bulunamazsın zira bir fikir sahibi değilsindir. Korkarsan bir piyon olarak yaşar, yönetilerek ölürsün. Aslında hiç var olmamışsındır… Descartes ne güzel söylemiş, ‘Düşünüyorum öyleyse varım.’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;*yalnız adlar kalır geriye…&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ledün KIZILIRMAK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&gt; Grup 1&lt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1- Jorge ile William tartışırken, Jorge’nin söylediği söz. (Gülün Adı)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;* Gülün Adı adlı romanda geçen son söz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;en.wikipedia.org/wiki/The_Name_of_the_Rose_(film) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;The Name of The Rose (Jean-Jacques Annaud  (Umberto Eco) )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Fotoğraf; The Name of the Rose (film)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-97613072862748403?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/97613072862748403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/adiyla-var-olur-bir-zamanlar-gul-olan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/97613072862748403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/97613072862748403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/adiyla-var-olur-bir-zamanlar-gul-olan.html' title='ADIYLA VAR OLUR BİR ZAMANLAR GÜL OLAN*'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_5jM4S6tdXvM/Swwzz7VL2CI/AAAAAAAAAAM/FXy3QBSkkYU/s72-c/Name-of-the-Rose-pic-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3079244288592686013</id><published>2009-10-07T00:53:00.009+03:00</published><updated>2009-10-15T00:56:22.966+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Narod Demirtaş'/><title type='text'>Yaratılış</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok yaratılış çeşitleri var. Derste işlediğimiz yaratılış oldukça ilginçti. Zeus’un babasından kurtulmasıyla zaman akıyordu. Çünkü babası zamanı durdurmuştu. Yenilmez bir güce sahipti ve gücünün yetebildiklerini öldürüyordu. Oğullarını yiyordu. Bu durumun sonu için Zeus’un kurtulması lazımdı ve kurtuldu. Babasını yendi. Böylelikle zaman akamaya başladı. Birde benim bildiğim bir yaratılış var bana küçükken anlatılan. Dünya Allah tarafından yaratılıyordu. 6 günde yaratılıyor ve 7.gün istitrat ediyordu Allah. Buda günümüzde pazar gününe denk geliyor. O zamanlardan günümüze gelmiş dendiğine göre. Allah ilk ışığı, ikinci günü gökyüzünü, üçüncü günü Dünyayı, denizi, ağaçları ve bitkileri yaratmıştı. Dördüncü günü ise Güneş’i, Ay’ı, yıldızları yaratmıştı. Beşinci günü ise kuşları ve balıkları yaratmıştı. 6.gün ise hayvanları ve Âdem’i ve daha sonra Âdem’in kemiklerinden Hava’yı ki Âdem yalnız kalmasın diye yaratmıştı. Böylelikle Allah 6 günü tamamlamış ve 7.günde tatil yapmıştı yani dinlemişti. Allah Âdem ile Hava’ya ölümsüzlüğü hediye etmişti. Fakat Allah’ın Cennet’indeki sadece bir meyve ağacında bulunan meyveleri yemeleri yasaktı. Günlerden bir gün bu yasağa uymayarak, o meyvelerden yemişler ve ölümsüzlükleri sona ermiş. Allah onları cezalandırmış ve Cennet Bahçesi’nden atamış ve ölümsüzlüklerini geri almıştı. Böylelikle dünya dönmeye başlamış zaman akamaya başlamıştı. Yaratılışların biri yeme ile diğerinde yenilerek zaman akıyor devam ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Narod Demirtaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 3 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3079244288592686013?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3079244288592686013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/yaratls.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3079244288592686013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3079244288592686013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/yaratls.html' title='Yaratılış'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8686561284538067522</id><published>2009-10-06T23:24:00.010+03:00</published><updated>2009-10-15T00:55:47.851+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='M. Aysima DÖŞEREL'/><title type='text'>İSTEMEK VE İNANMAK</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Gerçekten tek bir şey istemiyorum, bir tek hayalle uzun bir yol aşılmıyor. Uzun bir sessizlikten sonra hayatıma okumakla yön vermeye karar verdiğimden beri ailem hayatını değiştirdi benim için, ilk önce bu sene üzerlerindeki yükü biraz hafifletmek için okul bursunu kazanmak istiyorum. İstemek yetmiyor tabi ki bir şeyleri başarmak için inanmakta gerekiyor. Son 2 yıldır istediğim ve inandığım her şeyi başardım. İstediğim okulun istediğim bölümünde okuyorum. İsteklerin çok oldukça ve ne kadar çok inanırsan onlara basamak yapıyorsun hepsini kendine ve yavaş yavaş emin adımlarla ilerliyorsun.Ailemi istiyorum tam yanımda. Annem şartlarımızdan dolayı yurt dışında çalışmak zorunda ve ben 1 senedir her gün sadece sesini duyabiliyorum. Artık onu görmek istiyorum. Babamı istiyorum yanımda bir kız çocuğunun her zaman ihtiyacı olan şey babasıdır, artık onu sadece kışın görmek istemiyorum. Kahramanım hep yanımda olsun hiçbir yere gitmesin istiyorum.Sanat yönetimi bölümünü seçtim çünkü sanat yönetmeni olmak istiyorum. 2. Sınıfta beni bu yönde yönlendirecek, teorik olarak güçlendirecek ve beklide bakış açımı değiştirebilecek bir işte çalışmak istiyorum. Sanat yönetmeni olmak istiyorum.Aşık olduğum adam hep yanımda kalsın istiyorum, uzağıma düşmesin istiyorum. Ben neye dokunsam kayboluyor bazen. Kaybolmasın istiyorum, hep olduğu yerde kalsın, bu tutku hiç bitmesin istiyorum.Kaybetmekten korkmamak istiyorum. Korkularımı saklamayı öğrenmek istiyorum. İnsan bir şeye ne kadar çok bağlanırsa o kadar çok korkuyor kaybetmekten. Kaybetmekten korkmak istemiyorum ben. Hiç bir şeye bağlanmamak gerek sanırım. Ailene, işine, sevgiline çünkü en küçük bir terslik olduğunda hayatın alt üst oluyor. Korkularımdan kurtulmak istiyorum. Okulum bittiğinde iyi bir sanat yönetmeni olabilmek istiyorum. Aynı zamanda akademik kariyerime de devam edip bu konuda eğitmenlik yapmak istiyorum.Bir tek şey istemiyorum kendimden, tek bir şeye yoğunlaşıp tek bir noktaya bağlamak istemiyorum beklentilerimi. Belki çok fazla şey istiyorum belki çok az. Ama ne istediğimi ve nasıl yapacağımı biliyorum. İlk önce istiyorum ve inanıyorum sonra başarmak için çalışıyorum. Ve başarıyorum…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;M. Aysima DÖŞEREL&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 4 &lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8686561284538067522?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8686561284538067522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/gercekten-tek-bir-sey-istemiyorum-bir.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8686561284538067522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8686561284538067522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/gercekten-tek-bir-sey-istemiyorum-bir.html' title='İSTEMEK VE İNANMAK'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-3411061591595234079</id><published>2009-10-06T08:53:00.011+03:00</published><updated>2009-10-15T00:54:33.391+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Burcu HALAÇOĞLU YEŞİL'/><title type='text'>Yaratılış Üzerine Düşünceler...</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SsuZuHMpsEI/AAAAAAAAAD0/WanUTifMOf0/s1600-h/picture_10.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 135px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SsuZuHMpsEI/AAAAAAAAAD0/WanUTifMOf0/s200/picture_10.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389570396564074562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Var oluşu açıklamak insanoğlunun en temel çabası olmuştur. Var oluşunu açıklamaya çalışırken insan ilk kaynağa yönelmek istemiş, yaratılışı anlamaya çalışmıştır hep. İnsanoğlunu yaratılışı ile ilgili karşımıza çıkan ilk mitler doğayla girdiği mücadelenin tanıklıklarını yansıtır. Hükmedemediğidoğa ve canlılar tek tek tanrılaşır gözünde. Yunan mitolojisindeki ateş tanrısından, Uzakdoğu’daki yılan tanrısına kadar tanrılar insanoğlunun baş edemediği ya da açıklayamadığı varlık ya da kavramların şekline bürünmüştür. İnsanoğlunun yeryüzü ile kurduğu ilişki değiştikçe yaratılış destanları da değişir. Her ne kadar yeryüzündeki birçok yaratılış miti birbiri ile ortak noktalara sahip olsa da zamanla, tanrılar gibi insanoğlunun yaratılışına verdiği anlamlar da farklılık gösterir. Eskiden doğa tanrılarının himayesinde olan insan sadece kendisi için yaratılmış bu evrenin hâkimidir artık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 135px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SsuaGTIixqI/AAAAAAAAAEE/hH-nLHPhjsM/s200/picture_5.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389570812084930210" /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Teknoloji ve bilim sayesinde ona hükmettiğini sanır çünkü yaratılış destanlarının tarih içindeki serüveni insanların kendilerini evrenin içinde nasıl konumlandırdıklarına göre şekillenmiştir ve yaratılış destanları tarih boyunca yaşamış toplumların kültürel inşalarıyla ilgili önemli ipuçları sunmaktadır. Mitolojik ve dini kaynaklarda rastladığımız yaratılış destanlarının gelecekte nasıl şekilleneceğini ve nasıl bir kurgu içerisinde sunulacağını görmek isterim doğrusu!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Burcu HALAÇOĞLU YEŞİL&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt; Grup 3&lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;*Sırasıyla fotoğraflar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Nors Mitolojisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; ve Orta Krallık Çin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.ekoses.com/ekolojikyasamportali/bpg/publication_view.asp?iabspos=1&amp;amp;vjob=vdocid,147756"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ekoses.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; internet sayfasından alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-3411061591595234079?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/3411061591595234079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/yaratls-uzerine-dusunceler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3411061591595234079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/3411061591595234079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/yaratls-uzerine-dusunceler.html' title='Yaratılış Üzerine Düşünceler...'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SsuZuHMpsEI/AAAAAAAAAD0/WanUTifMOf0/s72-c/picture_10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-1716127900320383585</id><published>2009-10-02T15:58:00.012+03:00</published><updated>2009-10-15T00:52:55.645+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hilal Dikmen'/><title type='text'>İNSAN YA YAŞAR YA YAŞAMAZ</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;b&gt;Mekân: Tütün Deposu&lt;br /&gt;Etkinlik ismi: 11. İstanbul Bienali“İnsan Ne ile Yaşar?”&lt;br /&gt;Sonuç: Duygusal bir karaktere bağlı olarak iç karartıcı.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;İronik bir dünya ve vaat edilen güzellikleri göz önünde bulundurduğumda vardığım sonuç şu ki:&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;İnsan horgörü ile yaşar. İnsan katliamlarla, zulümle, umutsuzlukla yaşar. Fakirliğe itilmek, çaresizlik, mutsuzluk ve daha kurnazca davranmış olan hemvarlıklarının kuklası olmak insan yaşamının vazgeçilmez temel taşlarındandır. İnsan savaşlarla yaşar. Barışı ağzına alamadan yaşar. İnsan “ataerkil” bir toplumla yaşar. İnsan üçkâğıtla, yalancılıkla, dalkavuklukla yaşar. İnsan “bağımlı” yaşar – bir düzene ya da bir insana ya da herhangi bir şeye istem dışı bir bağımlılık-. İnsan sürgünlerde geçirmelidir ömrünü. Kafasındaki anavatan tabirinden çok çok uzakta yaşamak zorundadır. İnsan düşünmemelidir yaşarken, onu yaşatan olabildiğinde az önemli düşünceye sahip olmasıdır, hiç sahip olmasa daha hayırlı olur onun için. İnsan asıl kimliğinden uzakta yaşar. Zorlama düşüncelerin boyunduruğunda yaşar. İnsan “toplum için kaşınılmamalı” ibaresine uyarak yaşar. İnsan bir dairenin etrafında düzenli olarak dönerek yaşamalıdır ki çemberin dışını göremesin. İnsan köprü altlarında, dünyadaki yerine yakışır(!) bir şekilde sefalet içinde yaşar. İnsan “doğaya hâkim” güç olarak yaşamaktansa “doğanın hâkim olduğu köle” olarak yaşamalıdır. İnsan başka bir insana düşman kesilerek yaşamalıdır. İnsan nefes almamalıdır. Ancak böyle yaşayabilir.&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Mesela insan hayal gücü ile yaşayamaz. Umut hiç insana göre değildir. Rahat içinde yaşamayı düşünmemelidir bile. Dürüstlük, bilgelik, hoşgörü ve huzur insan doğasına aykırıdır. Bunlarla yaşaması söz konusu bile olamaz. İnsan sanatla ve kültürle yaşayamaz. Belirli bir kültür birikimine sahip olamayacağından kültür kelimesinin karşılığından bile haberdar olmalıdır. Sanat mı? Sanatı yönetenler muhakkak vardır. Barakasında sanat yapmak hangi insanın aklına gelir ki?(!) İçinde bulundukları durum için tasarladıkları dans sadece “saçmalık”tır. Ya da vakit öldürme. Bunlar sanat olamaz. İnsan birlik beraberlik içinde yaşayamaz. Özgürlük günahtır! İnsan para tanrıları olmadan yaşayamaz ve tek tanrı ile de yaşayamaz. Kendi dilini konuşamaz. İnsan sağduyu ile yaşayamaz.&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;İnsan aslında ne ile yaşar? Ya da bu durumda şunu sormalı: Ne için yaşar?&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İnsan “insan” ile yaşar, dünya ile değil. İnsandır belirli düzenleri dayatan ya da başarı elde edebilen. Hoşgörü de horgörü de insandan gelir. Temel ihtiyaçlar mı? Çoğu insan yeme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorken bunların sözünü etmek çok da doğru olmaz. İnsan, insanın getirileri ve götürüleri ile yaşar. Onu düşünmeye iten ya da intihara götüren şey başka bir insanın ya da insanların etkisine karşı bir tepkidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: right"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="BORDER-COLLAPSE: collapse"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hilal DİKMEN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: right"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="BORDER-COLLAPSE: collapse"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: right"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="BORDER-COLLAPSE: collapse"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt;Grup 1&lt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: right"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="BORDER-COLLAPSE: collapse"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-1716127900320383585?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/1716127900320383585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/insan-ya-yasar-ya-yasamaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1716127900320383585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/1716127900320383585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/10/insan-ya-yasar-ya-yasamaz.html' title='İNSAN YA YAŞAR YA YAŞAMAZ'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2832792489974886309.post-8925625268706735394</id><published>2009-09-25T13:55:00.035+03:00</published><updated>2009-10-15T01:04:42.256+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Didem KAPLAN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kalliopi Lemos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devr-i Alem'/><title type='text'>Devr-i Alem</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SrymOKBLayI/AAAAAAAAADU/YD3hQiAtfpY/s1600-h/Picture4.jpg"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385362016565947170" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SrymOKBLayI/AAAAAAAAADU/YD3hQiAtfpY/s200/Picture4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kalliopi Lemos ,2007&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yerleştirme köprü 7x14x3 m,&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tekneler 7m(uzunluk)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1990’dan bu yana Türkiye ve Yunanistan arasındaki sanat ve kültür alışverişi ivme kazanarak gelişiyor. İlham verici tarihsel ve modern ortamıyla İstanbul Yunan sanatçılarla buluşuyor ve onların&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;  "&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; söylemlerini ve projelerini geliştirmek için olanaklar sunuyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 16px; "&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu bağlamda Kalliopi Lemos,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;koleksiyonundan Santralistanbul’a uzun süreli ödünç verdiği "&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="white-space: pre; "&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Devr-i Alem" eseriyle bu buluşmadaki yerini alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Santralistanbul’da sergilenmekte olan eser Kallopi Lemos’un Geçit’inin ilk yerleştirmesi Yunanistan’ın Eleusis kentinde gösterilmiştir. Lemos,Bu yerleştirme çalışmasında asal bir öğe olarak Doğu’dan Batı’ya yaşadığı göçmenleri taşıyan ve Yunan Adaları’nın kıyılarında terkedilmiş halde bulunan ahşap tekleri kullanmaktadır. Sınırlar,kültürler ve kimlikler arasında olma hissini inceleyen Lemos’un çalışmalarının merkezinde yaşamın dairesel akışı yer almaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Neden Ege ?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yetkililerin sıkça tekrarladıkları bir iddia, iltica talebinde bulunan kişilerin kendi ülkelerinden zulüm görme korkusu nedeniyle değil de ekonomik nedenlerle ayrıldıklarıdır. Oysa araştırmalar göstermektedir ki başlıbaşına az gelişmişlik ve yoksulluk insanları ülkelerinden ayrılmaya ve ölümle bitebileceğini çok iyi bildikleri bir yolculuğa çıkmaya iten faktörlerden biri değildir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;. Ancak iç çatışmalar, etnik ya da dinsel gruplara baskı ve sistematik insan hakları ihlalleri, yoksulluk ile birleştiğinde, bir neden oluşturabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;. Bir Afgan sığınmacıya bu yolculukta ölebileceğini söylediğinizde, cevabı çoğunlukla "biliyorum fakat mecburum" olacaktır. Kaç insan daha fazla para kazanmak için, binlerce kilometreyi bir kamyon kasasında saklanarak geçmeyi ve denizde boğularak ölmeyi göze alabilir? Belki birkaç yüz, ama asla onbilerce değil.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Artan sığınmacı/göçmen hareketi, İzmir ve Ege için yeni bir kavram. 2000'li yıllara dek Ege Denizi ve sadece birkaç kilometre ötedeki Yunan adalarına ulaşmaya çalışan insanlar (ve yaşanan facialar) iltica gündeminin önemli bir parçası değildi. Ancak 2000 sonrası Afganistan ve Irak'ta yaşanan olaylar ve Ortak Avrupa İltica Sistemi, Ege Denizi'ni Avrupa'ya yönelik sığınmacı/göçmen trafiğinin önemli güzergahlarından biri haline getirdi. 11 Eylül sonrası, Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'a müdahalesi ve ardından Irak'ı işgali ile ortaya çıkan çatışma ortamı yüzbinlerce insanı evinden ayrılmaya zorladı. Her iki ülkeden ayrılan insanlar için Türkiye birinci derceden bir hedef ya da geçiş ülkesi olmasa da önemli etkileri oldu. Örneğin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği istatistiklerine göre, 2007 yılında mülteci statüsü alan Afgan ve Somali'lerin sayısı 3 kattan fazla artarken, Iraklıların sayısı, bir önceki yıla göre, yaklaşık 30 kat artmıştır. Ve bu sayılar sadece resmi verileri yansıtmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385363929210111746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/Sryn9fLFRwI/AAAAAAAAADc/A16Ozoe0THg/s320/Picture6.jpg" border="0" /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mültecilik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;“ırkı, dini, milliyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti yada siyasal düşüncesi nedeniyle, zulme uğrayacağına dair haklı bir korku duyduğu için uyruğunu taşıdığı ülkenin veya milliyeti yoksa, eskiden ikamet ettiği ülkenin dışında bulunan ve geri dönemeyen yada uyruğu taşıdığı ülkenin hükümetin korumasından yararlanamamak veya ikamet ettiği ülkeye dönmek isteyen her kişinin mülteci olarak tanımlandığı görülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;“sığınmacı” ve “mülteci” sözcükleri aynı anlamdadır. Biri Türkçe, biri Arapça iki sözcük olup, her ikisi de “sığınan kişi” demektir. Ama Türk hukuku buna bir ayırım getirmiştir ve bu iki sözcüğe farklı anlamlar yüklemiştir. Buna göre kişi 1951 Cenevre Sözleşmesinde belirtilen nedenlerden dolayı bir başka ülkeye sığınmak için başvurduğunda “sığınmacı” dır. Hakkında gerekli araştırmalar yapılıp iddialarının doğruluğu kanıtlandığında ise “mülteci” olur ve kendisine “ mülteci statüsü” verilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SryocmZxHCI/AAAAAAAAADk/TOZ9jgnf3dI/s1600-h/Picture9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385364463726697506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 151px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SryocmZxHCI/AAAAAAAAADk/TOZ9jgnf3dI/s200/Picture9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Göçmenler:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Göçmen ise, yukarıdaki tüm uluslararası hukuk belgelerinde sayılan siyasi kriterler nedeniyle değil de sırf ekonomik nedenlerle, daha müreffeh bir hayat standardı yakalayabilmek için vatandaşı olduğu ülkeden bir başka ülkeye göçen kişiye denir. Göçmenler vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanmaya devam ederler ve bu yolculuğa kendi istek ve arzuları ile çıkarlar. Göçmen kabul eden ülkeler, göçmen politikalarına bağlı olarak başvuruları kabul veya reddedebilirler. Bu ülkelerin bu anlamda temel bir insan hakkından kaynaklanan sorumlulukları yoktur. Uzun süredir aslında göçmen mahiyetinde olan kişilerin kendilerini ulaşmak istedikleri ülkelerde mülteci olarak tanıtmaya çalışmaları, bu konuda akıl almaz hile ve kurnazlıklara başvurmaları, uluslararası mülteci hukukuna ciddi zararlar vermiştir. Öyle ki ülkeye girişlerde alınan önlemlerin arttırılması ve sıkılaştırılması nedeniyle mülteci korumasından yararlanması gereken kişiler, bu büyük engelleri aşamaz duruma düşmüşlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Türkiyeye En Çok göç veren ülkeler:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Türkiye Jeolojik özelliklerinden ötürü göç mekanı ya da göçe giden yolda geçit bölgesi olmaktadır.Özellikle aşağıdaki devletler göçte ilk sıralarda yer almaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;AFGANİSTAN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1998 itibariyle Taliban, Afganistan’ın büyük kısmının Kabil’in ve hükümetin kontrolünü ele geçirdi. Taliban’ın kullandığı şiddetle binlerce savaşcı ve sivil öldürüldü. Taliban’ın ülke egemenliğini ele geçirmesiyle 70 bin insan Taliban kuralları altında yaşamak yerine ülkeyi terk etti. 2000’nin sonlarına doğru sadece kuzey ve güney dağlarında küçük bölgeler Taliban kontrolünün dışında kaldı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İRAN İSLAM CUMHURİYETİ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Etnik ve dini gruplara yapılan baskı ve insanlık dışı muamele sonucunda bu kişiler ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorlar. Ayrıca etnik kökeni ve dini inancı ne olursa olsun siyasi muhalifler de baskı, işkence ve kötü muameleye maruz kalmaktadırlar. Dolayısıyla ülke dışına kaçmak zorunda kalan İranlıların bir bölümünü de bu kişileroluşturmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;IRAK&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bağdat’ın düşürüldüğü tarihten bu yana ülkede istikrarsızlık ve şiddet olayları hüküm sürmektedir. Washington Post 2007 yılında ülkeyi Sudan’dan sonraki en istikrarsız ülke olarak tanımlamıştır5. Yağmalama olayları, intikam cinayetleri ve mülkiyet tahripleri ülkede sıradan olaylardır6. Ülkede insan hakları ihlalleri ve mezhep çatışmaları önemli ölçüde devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre Irak’ta her ay yaklaşık 60.000 insan evini terk etmek zorunda kalmaktadır. BMMYK, bugüne kadar 4.4 milyon Iraklının evlerini terk etmek zorunda kaldığını tahmin etmektedir. Bu insanlardan 2,2 milyonu ülke içerisinde yer değiştirmiş ve 2,2 milyonu başta Türkiye,Ürdün ve Suriye olmak üzere komşu ülkelere sığınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tarih boyunca kitlesel olarak yerinden edilenler olduğu gibi bugün Dünya’ da 40 milyondan fazla insan zorla kendi evlerinden ayrılarak şiddet ve zulüm nedeniyle yer değiştirmiştir. Sadece 27 ülke bu sayıdan fazla nüfusa sahiptir. Bu, yerinden edilen “ulus” üç gruptan olmuştur. 1. Mülteciler: Yaklaşık 15 milyon insan diğer bir ülkeye güvenlik gereksinimiyle kaçmıştır. 2.Ülkesi içinde yerinden edilenler (UYE): 2.5 milyon insan bu durumdadır. 3. Sığınmacılar: Yaklaşık 1 milyon insan, diğer bir ülkeden koruma almaya çalışmışlar ancak hala mülteci olarak kabul edilmemişlerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;BM verilerine göre, sözleşmenin kabul edildiği 1951 yılından itibaren mülteci nüfusu yıllık bazda sürekli artan bir grafik göstermiş ve 1995 yılında yetmişli yılların on katı bir seviyeye çıkarak 27.437.000 sayısını bulmuştur. 1995 yılından günümüze azalma eğilimi gösteren UNHCR’ın ilgi alanına giren (mülteciler, sığınmacılar, ülkesinde yerinden edilenler, geri dönenler olarak) toplam nüfusun halen yıllık bazda 22.000.000 kişi civarında olduğu tahmin edilmektedir. Yine UNHCR’a göre bu rakamların % 50.8’ini kadınlar, % 41’ini 18 yaşın altındakiler ve % 5’ini 5 yaşın altındakiler oluşturmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Uluslararası Göç Örgütü (IOM)’nün, 2000 yılı başında yaptığı bir araştırmaya göre “herhangi bir anda” yeryüzünde kaçak olarak dolaşan insan sayısı 15 milyon ile 30 milyon arası değişmektedir. Sonraki yıllarda insanlığı tehdit eden olayların arttığı dikkate alınırsa, bu rakamın büyüdüğünü tahmin etmek zor olmayacaktır. Norveç Mülteciler Konseyi tarafından Mart 2005’de yayınlanan rapora göre, dünya genelinde her gün 8 bin kişi evinden ayrılmak zorunda kalmakta, 50 ülkede 25 milyon kişi kendi ülkesinde yerinden edilmiş bir şekilde yaşamaya devam etmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SryphXsA8OI/AAAAAAAAADs/yaRrFD9rvyY/s1600-h/Picture7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385365645187674338" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SryphXsA8OI/AAAAAAAAADs/yaRrFD9rvyY/s200/Picture7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Karşılaşılan Problemler:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hiç bilmediğimiz (ve asla bilemeyeceğimiz) onlarca hatta yüzlerce insan yaşamlarını Ege Denizi'nde kaybetti 2007 yılı boyunca. Sağsalim karşı kıyıya, Yunanistan'a ulaşabilen insanların ise organ ticareti, kölelik -modern kölelik, seks köleliği- gibi organize suçların mağdurları oldukları biliniyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yurtsuz olan bu insanlar,hiçbir vatandaşlık hakkından faydalanamıyorlar.Göç esnasında ölümlerle,insanlık dışı muamelelerle karşılaşıyorlar.Çocuklar çoğu zaman bu zor şartlara dayanamayıp ölüyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Didem KAPLAN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&gt;Grup 1&lt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kaynaklar:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;www.multeci.net&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;www.unhcr.org.tr&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2832792489974886309-8925625268706735394?l=cam-artsandculture.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/feeds/8925625268706735394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/09/devr-i-alem.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8925625268706735394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2832792489974886309/posts/default/8925625268706735394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cam-artsandculture.blogspot.com/2009/09/devr-i-alem.html' title='Devr-i Alem'/><author><name>anarkh</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10366318088612910456</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gtROJzCOZ34/SrymOKBLayI/AAAAAAAAADU/YD3hQiAtfpY/s72-c/Picture4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
